|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Efendin kimdir?
Peygamber Efendimiz,
hadis-i şerifinde,
Şöyle buyurmuştur ki:
(Ben, mirac gecesinde,
Bir huriyi gördüm ki,
Cennette dolaşırdı.
Yüzü çok nurlu olup,
gözü kamaştırırdı.
Çevirdi Cibril hemen, o
huriden yüzünü.
Hatta kapatıverdi eliyle
de gözünü.
Sordum ki: (Gözlerini
kapattın, acep niçin?)
Dedi: (Ona bakmaya,
yoktur ruhsat ve izin.)
Gözünü kapatınca Cibril
aleyhisselam,
Huri, benim yanıma geldi
ve verdi selam.
Ve sual eyledi ki: (Ya
Resul-i mücteba!
Şu anda, efendimin hali
nasıl acaba?)
Hurinin kastettiği
kimseyi merak ettim.
Ve hemen, o huriye:
(Efendin kimdir?)
dedim.
Dedi: (Sana ilk defa, o
iman eylemiştir.
Malını ve canını, sana
feda etmiştir.)
(Ebu Bekir için mi,
yaratıldın sen?)
dedim.
Huri cevap olarak, dedi:
(Evet efendim.)
(Sen onu hiç gördün mü?)
diye sual edince,
(Evet) deyip, büründü
bir neşe ve sevince.
(İstersen göstereyim,
ben şimdi sana onu.)
Diyerek açtı hemen, sağ
elinin avcunu.
Baktım, eli içinde,
resmi var Ebu Bekr’in,
Ayrıldık daha sonra
yanından o hurinin.)
Yine nakledilir ki Ömer
ibnil Hattab'tan:
Mescidde bulunurduk, bir
çoğumuz Eshaptan.
Şöyle buyurdular ki, o
Resul-i kibriya:
(Beş kişiden gayriye,
kalkmayınız ayağa.
Bunlar, anne ve baba,
âlim ve üstadlardır.
Hem seyyid ve şerifler
ve adil sultanlardır.)
Sözünü bitirince
kainatın Server'i,
Hazret-i Ebu Bekir,
giriverdi içeri.
Ve onun içeriye
girmesini takiben,
Peygamber Efendimiz,
ayağa kalktı hemen.
Ne için kalktığını, sual
ettim Resul'den.
Buyurdu ki: (Cebrail,
önümde idi hemen.
Ne zaman ki Ebu Bekr,
mescide oldu dahil,
(Gelen, Ebu Bekir'dir)
dedi bana Cebrail.
Ben taaccüp ederek,
Cibril'e sordum bunu.
Dedim ki: (Ey
Cebrail, tanır mısın sen
onu?)
Dedi ki: (Yerde onu, siz
nasıl tanırsanız,
Biz dahi gökyüzünde, onu
öyle tanırız.
Hepsi onu tanırlar
gökteki melekler de.
Ve hatta Halim diye,
tanınır o göklerde.)
Cebrail böyle deyip,
ayağa kalktı birden.
O ayağa kalkınca, ben de
kalktım yerimden.
Oturuncaya kadar Ebu
Bekr yere hatta,
Cibril de oturmayıp,
bekledi hep ayakta.) |