|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Evet, o sensin
Aişe-i Sıddıka,
radıyallahü anha,
(Babamdan anlat!) dedi,
bir gün Resulullaha.
Buyurdu: (Ya Aişe,
Cibril aleyhisselam,
Bir gün, benim yanıma
geldi ve verdi selam.
Dedi ki: Hak teâlâ,
ruhları halk edince,
Peygamberlerden sonra,
onu seçti ilk önce.
Toprağı Cennettendir,
suyu, ab-ı hayattan.
Onun için, Cennette,
köşk yarattı yakuttan.
Ve yine Hak teâlâ,
benim, onun hakkında,
Yaptığım her duayı,
kabul etti anında.
Yine baban Ebu Bekr,
komşumdur kabirde hem.
O olacak yerime, benden
sonra halifem.
Bilir onu gök ehli ve
yeryüzündekiler.
Elbette tanır onu, var
olan bütün cinler.
Böyle meşhur birini,
sevmeyen, düşman olan,
Kimse, benden değildir,
değilim ben de ondan.)
Bir gün de buyurdu ki:
(Ey Eshabım, bir
kimse,
Vardır ki, o ne vakit
Cennete girer ise,
Köşklerdeki insanlar,
onu görüverirler.
Ve merhaba! diyerek, ona
selam verirler.)
Hazret-i Ebu Bekir, sual
etti: (Onu biz,
Köşklerden, saraylardan,
görebilecek miyiz?)
Allah’ın Sevgilisi,
buyurdular ki: (Evet.
Onu herkes görecek, o
kimse sensin elbet.)
Yine Resul-i ekrem,
birgün hutbe okurdu.
Hazret-i Ebu Bekr'e, çok
iltifat buyurdu.
Sonra, etrafa bakıp, onu
göremeyince,
Nerede olduğunu, sual
etti hemence.
Öğrendi Sahabeden,
dışarda olduğunu,
Hutbesine devamla,
methetti yine onu.
Buyurdu: (Ey Eshabım,
Cibril aleyhisselam,
Gelip, onun hakkında,
eyledi şöyle kelam:
Dedi: ya Resulallah,
Eshabın arasında,
Ebu Bekir'den üstün,
kimse yoktur şu anda.)
Abdullah bin Abbas da,
diyor ki: o Resul'ün,
Mübarek huzurunda
bulunuyorduk bir gün.
Hazret-i Ebu Bekr’in,
ismi geçti bir ara.
O zaman buyurdu ki orada
olanlara:
(Kim Ebu Bekir gibi
olabilir gerçekten?
O, beni tasdik etti,
herkes tekzib ederken.
Ve halk benden kaçarken,
bana verdi kızını.
Saçtı benim uğrumda,
malını, parasını.
O vardı her müşkil ve
sıkıntılı anımda.
Hicrette, mağarada, o
bulundu yanımda.
Mahşerde, ben onunla,
karşılıklı olarak,
Başbaşa konuşuruz, merak
eder cümle halk.
Melekler, ikimizi, halka
takdim ederler.
Onlar, Habibullah'la Ebu
Bekir'dir derler.) |