|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ben ve Ebu Bekir, bir
tapraktanız. Tekrar bir
olacağız. (Hadis-i
şerif)
Ayrılık kokusu geliyor
Ebu Bekr-i Havrani, âlim
ve veli bir zat.
Gördüğü bir rüyayı,
anlatır kendi bizzat.
Der ki: (Resulullahı,
rüyada gördüm gece.
Sevinip, kendisine arz
eyledim şöylece.
Dedim: (Ya Resulallah,
iyi ki gördüm sizi.
Rehber olup, hak yola
sevkedin bendenizi.)
Peygamber Efendimiz,
buyurdu ki cevaben:
(Senin Peygamberinim bu
dünyada ama ben.
Ebu Bekr-i Sıddık'a, git
ve rehber bil onu.
Ondan öğren tamamen
büyüklerin yolunu.)
Hazret-i Ebu Bekr'e,
eyleyip bir işaret,
Buyurdu ki: (Sen
bunu, doğru yola irşad
et.)
Kalktım ve edep ile,
yaklaştım huzuruna.
Büyüklerin yolunu, izah
etti o bana.
Sığadı bedenimi mübarek
elleriyle.
Tam sıhhate kavuştum,
onun bereketiyle.
Zira vardı sırtımda,
çıban ve sivilceler.
Ondan sonra kalmadı,
bunlardan bende eser.
Uykudan uyanınca,
sabahleyin erkenden,
Gördüm ki, çıbanlarım
kaybolmuş hakikaten.
Ve çok iyi bildim ki,
Hazret-i Ebu Bekir,
Bize, maddi manevi,
feyiz ve berekettir.)
Arafat dağındayken, yine
Server-i âlem,
Kusva nam devesinin
üzerinde idi hem.
Geldi Cibril-i emin, o
anda yeryüzüne,
Bir vahiy getirmişti,
Allah’ın Resulü'ne.
Bir âyet gelmişti ki,
sure-i Maide'den,
Mana-yı şerifesi, şöyle
idi mealen.
Buyuruldu ki: (Bugün,
ikmal ettim dinimi.
Tamamladım size hem,
verdiğim nimetimi.)
Cümle Eshab-ı kiram,
sevindi bu habere.
Lakin bir hüzün geldi,
Hazret-i Ebu Bekr'e.
Eshap sual etti ki, ona:
(Ya Eba Bekir!
Görürüz ki ağlarsın,
acaba sebep nedir?
Nimetler tamamlandı ve
din geldi kemale.
Sevinmek gerekirken,
ağlanır mı bu hale?)
Buyurdu ki: (Nimetler
tamamlandı ve lakin,
Bir de zevali vardır,
elbette her kemalin.
Evet, din olgunlaştı,
kemale geldi, fakat,
Ayrılık kokuları geliyor
bana, heyhat!
Sultan, bir bina için
gönderse mimarını.
O da, temeli atıp, örse
duvarlarını.
Sonra kursa çatıyı,
kapılar, pencereler.
Bina tamam olunca, onu
geri çekerler.
Resul-i ekrem dahi,
tamamladı bu dini.
Gönderdi Hak teâlâ, ona
bu âyetini.)
Deve üzerindeydi, bu
vahiy geldiği an.
Yere çöktü devesi,
vahyin ağırlığından. |