|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ebu Bekr’in müjdesi
Sahabe-i kiramdan,
Bilal-i Habeşi’yi,
Köle diye almıştı,
kâfirlerden bir kişi.
Bir de puthaneleri var
idi ki küffarın,
Onun hizmeti için,
tutmuşlardı bir kadın.
Bir gün Hazret-i Bilal,
tenha görüp bu yeri,
Devirdi o putları
süzülerek içeri.
Ertesi gün kâfirler,
vaziyeti gördüler.
Bilal’in yaptığını,
kadından öğrendiler.
Efendisine gidip,
anlattılar bu hali.
Dediler: (İşte böyle,
cezalandır Bilal'i!)
Efendisi dedi ki: (Bilal
olsun sizlerin.
Nasıl istiyorsanız,
cezasını siz verin.)
Yatırdılar Bilal'i,
sıcak kumun üstüne.
Bir de kaya koydular,
karnının üzerine.
Bağladılar sonra da,
ayağını elini.
Dediler ki: (Ey Bilal,
bırak islam dinini!
Bak eğer dönmez isen,
sen bu islam dininden,
Asla kurtulamazsın, bu
zor işkencelerden.)
Buna rağmen o yine,
(Allah birdir!) diyordu.
Ve asla dinine bir halel
getirmiyordu.
Bir gün Resul-i ekrem,
gördü onu bu halde.
Yüreği sızlayarak,
üzüldü fevkalade.
Buyurdu ki: (Ya
Bilal, seni, bu
kâfirlerden,
Gün gelir, elbette ki
kurtarır Allah demen.)
Sonra teşrif eyledi,
saadethanesine.
Az sonra geldi Sıddık,
Peygamberin evine.
Anlatıp Ebu Bekr'e,
gördükleri o hali,
Buyurdu ki: (Ancak
sen, kurtarırsın
Bilal'i.)
Hazret-i Ebu Bekir,
gitti hemen Bilal'e.
Gözleriyle görerek,
vakıf oldu bu hale.
Baktı ki, kızgın kumun
içine yatırmışlar.
Karnının üstüne de, koca
bir taş koymuşlar.
Çok üzülüp dedi ki,
insafsız Ümeyye'ye:
(Niçin azap edersin, bu
zavallı köleye?
La ilahe illallah
söylüyorsa bir insan,
Cezaya mı layıktır, yok
mudur sende vicdan?
Kaldır at üzerinden,
evvela şu kayayı.
Ve söyle, onun için
istediğin parayı.)
Dedi: (Satmam onu ben,
çok para versen bile.
Ve lakin değişirim,
senin kölen Amir'le.)
Kabul edip değişti, Amir
ile Bilal’i.
Gelip Resulullaha, arz
eyledi ahvali.
Dedi: (Ya Resulallah,
Bilali Ümeyye'den,
Amir ile değişip, satın
aldım bugün ben.
İkinci olarak da, müjde
vereyim size,
Azad ettim Bilal'i,
sizin şerefinize.
Şu anda köle değil,
hürdür o bizim gibi.
Rahat etsin kalbiniz, ey
Allah’ın Habibi!) |