|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Kavuştu şehadete
Hazret-i Ali der ki:
Şehidlik üzerinde,
Resulullah, Eshaba
müjdeler verdiğinde,
Sahabe arasından, Nevfel
adlı birisi,
İki oğlunu alıp,
hanımıyla kendisi,
Geldi Resulullahın
mübarek huzuruna.
Mühim bir arzusunu, arz
etti o gün ona.
Dedi: (Ya Resulallah,
müsade ederseniz,
Ben bir dua edeyim, siz
de âmin deyiniz.)
Resul izin verince,
şöyle yaptı duayı:
(Ya Rabbi, nasib eyle
bana şehid olmayı.
Şu iki oğlum yetim, dul
olsun hem de zevcem.
Şehidlik nasib eyle ya
ilahi bana sen.)
Peygamber Efendimiz,
(Âmin!) dedi duaya.
Nevfel, memnun olarak,
katıldı bir gazaya.
Kılıcını kuşanıp, hiç
vakit geçirmeden,
Düşmanın ortasına,
kendini attı hemen.
Her vuruşta, bir kâfir
düşüyordu önünde.
Şehid olmak, en büyük
arzusuydu o günde.
Şehadet nimetine vasıl
oldu birazdan.
Zira dua almıştı,
Resul-i müctebadan.
Onun şehadetine, üzüldü
cümle Eshap.
Resul de çok üzülüp,
duydu büyük ızdırab.
Aldı onun başını, hem
mübarek dizine.
Buyurdu ki: (Ey
Nevfel, kavuştun
isteğine.
Hak teâlâ, herkesi davet
ettiği zaman,
Sen, başın sağ elinde,
çıkarsın Arş altından.
Kanlar, damarlarından
aka aka gidersin.
Hesaba çekilmeden, sen
Cennete girersin.
Damarlarından akan o
kanlar, o gün hatta,
Misk-ü amberden bile,
güzel kokar adeta.)
Abdurrahman bin Avf'ın,
verdiği bir gömleğe,
Sarıp, defn eylediler,
onu uygun bir yere.
Defin işi bitince,
kalktı Resul-i ekrem.
Parmakları ucuna basarak
yürürdü hem.
Resul'e sordular ki,
hemen Eshab-ı güzin:
(Hikmeti nedir acep,
böyle yürümenizin?)
Buyurdu: (O kadar çok
toplandı ki melekler,
Ayağımı basacak,
bulamadım boş bir yer.)
Bitti gaza zaferle,
birçok şehid vererek.
Gaziler dönerlerdi,
Allah’a şükrederek.
Nevfel'in hanımı da,
alıp iki oğlunu,
Tebrike gelmiş idi,
Resul'ün ordusunu.
Doğruca o Server'in
yaklaşıp huzuruna,
Büyük bir heyecanla,
Nevfel’i sordu ona.
Dedi: (Ya Resulallah,
mübarek olsun gazan.
Nevfel'i göremedim,
nerededir o şu an?)
Gözleri yaşla doldu, o
an Resulullahın.
Ağladı herbiri de,
yanında olanların. |