|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ciğer kebabı
Komşusundan birkaçı,
Hazret-i Ebu Bekr’in,
Hanesinin önünden
geçerken sabahleyin,
Ciğer kebap kokusu
duydular o haneden.
Bu kokuyu alınca,
düşündüler ki hemen:
Bu, bir kebap kokusu,
demek ki Ebu Bekir,
Evde, ciğer kebabı
pişirmiş yemektedir.
Derhal Resulullahın
hanesine geldiler.
Olanları anlatıp,
haberdar eylediler.
Dediler: (Ey Allah’ın
sevgili Peygamberi!
Ebu Bekir, evinde kebap
yapmış ciğeri,
Kendisi yalnız yer de,
bize hiç haber vermez.
O ciğer kebabından, bize
de ikram etmez.
Böyle yapmamalıydı,
darıldık ona biraz.
Geldik ki, bu durumu
eyleyelim size arz.)
İltifat eylemedi
Resulullah buna pek.
Buyurdu ki: (Bu işte,
yanlışlık olsa gerek.
Yalnız yemez evinde, o,
ciğer kebabını.
Kebap yiyecek olsa,
gözetir ahbabını.
Ebu Bekir hakkında,
böyle düşünmeyiniz.
Muhakkak bir şey vardır
sizin bilmediğiniz.
Yine kebap kokusu
duyarsanız evinden,
Haber verin, birlikte
gidelim ona hemen.)
Bir gün haber verdiler
Resulullaha yine.
Gittiler hep birlikte,
Ebu Bekr’in evine.
Koku vardı ve lakin,
kebabı görmediler.
Durumu görünce de,
taaccüp eylediler.
Peygamber Efendimiz,
sordu: (Ya Eba Bekir!
Evde kebap pişirip
yermişsin, öyle midir?
Şimdi sana geldik ki,
durum nedir, bilelim.
Ve bu işin aslını, biz
senden öğrenelim.)
Ebu Bekr, hayret edip,
verdi ki şu cevabı:
(Ama ben hiç yemedim,
evde ciğer kebabı:
Evde kebap kokusu var
ise, bu, doğrudur.
Bu, kendi ciğerimin
kavrulmuş kokusudur.)
Ona sual etti ki,
Resulullah bu sefer:
(Nasıl pişip kavruldu
ciğerin ya Eba Bekr?)
Dedi: (Ya Resulallah, bu
dini cenab-ı Hak,
Bana da nasib etti, hem
de Eshap yaparak.
Ayrıca dost eyledi, beni
Resulullaha.
Dünyada, bundan büyük
bir nimet var mı daha.
Yapamazsam bu büyük
nimetin ben şükrünü,
Ne olur sonra halim
ölünce mahşer günü?
Bu nimetin şükrünü nasıl
eda ederim?
Diye çok düşünmekten,
kebab oldu ciğerim.
Evet, ciğer kokusu,
yayılsa da evimden,
Bu koku yayılıyor,
kavrulan ciğerimden.)
İşin hakikatini, Eshap
da öğrenince,
Çok özür dilediler
kendisinden hemence. |