ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HAZRET-İ EBU BEKİR (Radıyallahü Anh)

Ciğer kebabı 

 

Komşusundan birkaçı, Hazret-i Ebu Bekr’in,

Hanesinin önünden geçerken sabahleyin,

 

Ciğer kebap kokusu duydular o haneden.

Bu kokuyu alınca, düşündüler ki hemen:

 

Bu, bir kebap kokusu, demek ki Ebu Bekir,

Evde, ciğer kebabı pişirmiş yemektedir.

 

Derhal Resulullahın hanesine geldiler.

Olanları anlatıp, haberdar eylediler.

 

Dediler: (Ey Allah’ın sevgili Peygamberi!

Ebu Bekir, evinde kebap yapmış ciğeri,

 

Kendisi yalnız yer de, bize hiç haber vermez.

O ciğer kebabından, bize de ikram etmez.

 

Böyle yapmamalıydı, darıldık ona biraz.

Geldik ki, bu durumu eyleyelim size arz.)

 

İltifat eylemedi Resulullah buna pek.

Buyurdu ki: (Bu işte, yanlışlık olsa gerek.

 

Yalnız yemez evinde, o, ciğer kebabını.

Kebap yiyecek olsa, gözetir ahbabını.

 

Ebu Bekir hakkında, böyle düşünmeyiniz.

Muhakkak bir şey vardır sizin bilmediğiniz.

 

Yine kebap kokusu duyarsanız evinden,

Haber verin, birlikte gidelim ona hemen.)

 

Bir gün haber verdiler Resulullaha yine. 

Gittiler hep birlikte, Ebu Bekr’in evine.

 

Koku vardı ve lakin, kebabı görmediler.

Durumu görünce de, taaccüp eylediler.

 

Peygamber Efendimiz, sordu: (Ya Eba Bekir!

Evde kebap pişirip yermişsin, öyle midir?

 

Şimdi sana geldik ki, durum nedir, bilelim.

Ve bu işin aslını, biz senden öğrenelim.)

 

Ebu Bekr, hayret edip, verdi ki şu cevabı:

(Ama ben hiç yemedim, evde ciğer kebabı:

 

Evde kebap kokusu var ise, bu, doğrudur.

Bu, kendi ciğerimin kavrulmuş kokusudur.)

 

Ona sual etti ki, Resulullah bu sefer:

(Nasıl pişip kavruldu ciğerin ya Eba Bekr?)

 

Dedi: (Ya Resulallah, bu dini cenab-ı Hak,

Bana da nasib etti, hem de Eshap yaparak.

 

Ayrıca dost eyledi, beni Resulullaha.

Dünyada, bundan büyük bir nimet var mı daha.

 

Yapamazsam bu büyük nimetin ben şükrünü,

Ne olur sonra halim ölünce mahşer günü?

 

Bu nimetin şükrünü nasıl eda ederim?

Diye çok düşünmekten, kebab oldu ciğerim.

 

Evet, ciğer kokusu, yayılsa da evimden,

Bu koku yayılıyor, kavrulan ciğerimden.)

 

İşin hakikatini, Eshap da öğrenince,

Çok özür dilediler kendisinden hemence.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan