|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Kıldan aba
Hazret-i Ebu Bekir,
girip islam dinine,
Candan aşık olmuştu,
Hüdanın Habibine.
Hem rızaları için, Allah
ve Resulü'nün,
Tam seksenbin altını,
sadaka verdi bir gün.
O böyle dağıtınca, elde
varsa her nesi,
Kalmadı üzerinde giyecek
elbisesi.
Buldu kıldan bir aba,
geçirdi arkasına.
Bu yüzden gelemedi
Eshabın arasına.
Resulullah mescidde,
cemaate bakarak,
Onu göremeyince, ettiler
hayli merak.
Eshaba sordular ki:
(Kardeşim Ebu Bekir,
Cemaate gelmemiş, acaba
sebep nedir?)
O esnada Cibril de,
bürünmüş kıl aba’ya,
Geldi Rabbin emriyle,
Resul-i müctebaya.
Resulullah, görünce
Cibril'in bu halini,
Çok merak eyleyerek,
sordu şu sualini:
(Ey kardeşim Cebrail, bu
ne haldir ki böyle,
Kıldan aba giymişsin,
hikmeti nedir, söyle?)
Dedi: (Ya Resulallah,
gökte melekler dahi,
Kıldan aba giydiler, hep
böyle, benim gibi.)
(Niçin?)
diye sorunca, dedi: (Ya
Resulallah!
Böyle giyinmemizi,
emretti bize Allah.
Çünkü Sıddık, varını
dağıttı ki o kadar,
Kırkbin altın gizlice,
kırkbinini aşikâr.
Elbisesini dahi verince
bir fakire,
Namaz için, mescide
gelemedi bu kere.
Şimdi onun sırtında,
kıldan bir aba vardır.
Dışarı çıkamayıp, evde
oturmaktadır.
Bu yüzden emretti ki
Rabbimiz meleklere:
(Siz de öyle giyinip,
benzeyin Ebu Bekr'e.)
İşte ya Resulallah,
emretti ki Rabbimiz,
Bir elbise bularak ona
gönderesiniz.)
Allah’ın Sevgilisi,
bunları işitince,
Hazret-i Ebu Bekr'e, dua
etti bir nice.
Sonra hitab etti ki
Eshaba Efendimiz:
(Fazla bir elbiseye,
malik ise hanginiz,
Götürüp Ebu Bekr'e
versin o esvabını.
Çoğaltsın bu sayede,
ecir ve sevabını.)
Ve lakin hiçbirinde,
yoktu fazla bir libas.
Zira yoktu onlarda,
dünyalık bir ihtiras.
Gönderdiler bir esvap,
bir yerden edinerek.
Hazret-i Ebu Bekir, onu
alıp giyerek,
Resul'e varmak için,
yola çıktı acilen.
Cibril, yine emirle,
Resul'e geldi hemen.
Dedi: Ya Resulallah,
emretti Hak teâlâ:
(Karşılasın Habibim, Ebu
Bekr çıktı yola.)
Resulullah, Sıddık’ı
yolda karşıladılar.
Müsafeha ederek, çok dua
buyurdular. |