|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Hz. Cebrail’in hocası
Bir gün Resul-i ekrem,
mescid-i şerifinde,
Cibril'le konuşurdu, bir
mevzu üzerinde.
Eshap dahi, mescide
girdiğinde o günü,
Gördüler Cebrail'le,
Allah’ın Resulü’nü.
O Resul'ün yanında
Cebrail’i görünce,
Giren, oturuyordu sessiz
ve edeplice.
Hazret-i Ali girdi,
mescide daha sonra.
Selam verip oturdu,
edeple bir kenara.
Sonra Hazret-i Osman
girdi onu takiben,
Selam verip, edeple
oturdu o da hemen.
Lakin Sıddık-ı ekber
içeriye girince,
Cibril kalktı ayağa,
derhal onu görünce.
Cibril'in kalktığını
görünce Fahr-i âlem,
O dahi saadetle ayağa
kalktı hemen.
Onu gören Eshap da, pek
tabii olarak,
Hep ayağa kalktılar, o
Resul'e uyarak.
Ve merak ettiler ki,
cümle Eshab-ı kiram:
Niçin kalktı ayağa Resul
aleyhisselam?
Sonra da, kendisinden
bunu sual ettiler:
(O gün, niçin ayağa
kalkmıştınız?) dediler.
Buyurdu ki: Ebu Bekr
girince, baktım hemen,
Cibril kalktı ayağa, Ebu
Bekr'e hürmeten.
Ben de kalkıp, sordum ki
kendisine bu kere:
(Niçin tazim edersin, ey
Cibril Ebu Bekr'e?)
Dedi: (Ya Resulallah,
ona hürmet ederim.
Zira seneler önce, hocam
olur o benim.
Sebebine gelince, vakta
ki cenab-ı Hak,
Adem Safiyyullah'ı
topraktan eyledi halk.
Ve bütün meleklere hitab
edip Rabbimiz:
Emretti ki: (Adem'e
doğru secde ediniz!)
O anda bir vesvese,
kalbime geldi benim.
Dedim: Adem'e karşı, ben
secde etmeyeyim.
Düşündüm ki: Çünkü o,
topraktan olundu halk.
Bunun için, ben ondan
hayırlıyım muhakkak.
Bu fasit düşünceye ben
olunca giriftar,
Secde etmemek için,
vermiştim kati karar.
Ama tam o esnada,
süratle gökyüzünden,
Ebu Bekir’in ruhu yanıma
geldi birden.
Dedi ki: (Ey Cebrail,
eyleme muhalefet!
Bu, Allah’ın emridir,
hemen sen de secde et!)
O böyle söyleyince,
gitti o kibir, inat.
Ve Rabbimin emrine,
eyledim tam itaat.
Bendeki kibir, benlik,
İblis’e geçti o an.
Ve secde eylemedi, İblis
bu gururundan.
Allah’ın bir emrine
edince muhalefet,
Ona isabet etti, o ebedi
felaket.
Ben ise, Ebu Bekr’in o
ikazıyla hemen,
Secde edip, kurtuldum
ebedi felaketten.) |