|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Ebu Bekir’in imanı
Peygamber Efendimiz, bir
hadisinde yine,
Şöyle buyurmuşlardır,
Sahabe-i güzine:
(Kardeşim Ebu Bekr'in
imaniyle, eğer ki,
Tartılmış olsa idi,
diğer müminlerinki,
Elbet ağır gelirdi,
imanı Ebu Bekr'in,
İmanı toplamından,
bilcümle müminlerin.)
Ve yine Resulullah
buyurdu ki: (Rüyamda,
Gördüm ki, tartılıyor
imanlar bir Mizanda.
Sıddık'ın imanını,
kefelerden birine,
Koyup, öbürlerini
koydular diğerine.
Ağır geldi imanı
kardeşim Ebu Bekr'in,
İmanı toplamından,
bilcümle ümmetimin.)
Hazret-i Ebu Bekir,
henüz iman etmeden,
Sevgili Peygamberle
arkadaştı önceden.
Kendisi anlatır ki:
Cahiliyet devrinde,
Oturmuş duruyordum, bir
ağacın dibinde.
Nagah bir ağaç dalı,
eğildi benden yana.
Fasih bir lisan ile,
konuştu birden bana.
Dedi: (Ya Eba Bekir,
yakın bir gelecekte,
Muhammed isminde bir,
Resul çıkar Mekke'de.
Peygamberler içinde,
Odur en şereflisi.
Gelmedi bu dünyaya, Onun
gibi birisi.
İlk önce sen girersin, o
Resul'ün dinine.
Ve çok yakın arkadaş
olursun kendisine.)
Ben şöyle düşündüm ki,
bu sesi müteakip:
Bu ağaç, insan gibi
konuşuyor, ne garip.
Ben de ona dedim ki:
(Gelecekse O eğer,
Teşrif eylediğinde, yine
bana haber ver.)
Sözleştik bu şekilde o
ağaçla biz o gün,
Ben artık teşrifini
beklerdim o Resul’ün.
O konuşmadan sonra,
aylar geçti aradan.
Yine oturuyordum, aynı
yerde bir zaman.
Baktım ki, yine o dal
eğildi bana doğru.
Ve şöyle seslendi ki:
(Ey Kuhafe'nin oğlu!
Sana sözüm vardı ki,
vereyim tekrar haber.
Hicaz'da zuhur etti o
dediğim Peygamber.
Acilen o Resul'ün
huzuruna var hemen.
Önce sen iman eyle,
kimse iman etmeden.)
Ertesi gün, ben onun
giderken hanesine,
O da bana gelirmiş,
rastladım kendisine.
Yolda karşılaşınca, o
durdu, ben de durdum.
Buyurdu: (Ya Eba
Bekr, ben sana
geliyordum.
Bir haberim vardır ki,
yenidir henüz daha.
İtimat ettiğimden, sana
derim ilk defa.
Ben size, Rabbimizden
gelen bir Peygamberim.
Bana iman etmeni, senden
talep ederim.)
O böyle söyleyince, hiç
tereddüt etmeden,
Hemen iman eyledim, Ona
can-ü gönülden.) |