ŞİİRLERLE MENKIBELER

DÖRT BÜYÜK HALİFE

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

01 - HAZRET-İ EBU BEKİR (Radıyallahü Anh)

Allah bizimledir

 

Ne zaman ki Resul'e verildi hicret izni.

O gün şereflendirdi Sıddık’ın hanesini.

 

Buyurdu: (Ya Eba Bekr, bana da, hicret için,

Rabbimiz tarafından, verildi bugün izin.)

 

O, merakla sordu ki: (Ey Resul-i mücteba!

Ben de beraber miyim, sizin ile acaba?)

 

Resulullah, cevaben buyurdular ki: (Evet.)

Hazret-i Ebu Bekir, sevindi buna gayet.

 

Ve hatta bu sevinci oldu ki öyle içten,

Ağlayıp, gözlerinden yaşlar aktı sevinçten.

 

O gece, yanlarına biraz azık aldılar.

Ve arka pencereden, gizlice ayrıldılar.

 

Belli olmasın diye, hem de ayak izleri,

Parmakları ucunda yürürlerdi ekseri.

 

Hazret-i Ebu Bekir, Resul'ün çevresinde,

Yürürdü bir korku ve telaş içerisinde.

 

Bir sağa, bir de sola geçerek yürüyordu.

Bir ileri, bir geri, yer değiştiriyordu.

 

Resulullah sordu ki: (Niçin böyle edersin?

Bir pervane misali, etrafımda dönersin.)

 

Dedi: (Ya Resulallah, endişe ederim ben,

Ki, size zarar gelir, herhangi bir cihetten.

 

Onun için bir sağdan, bir soldan yürüyorum.

Bir zarar gelecekse, bana gelsin diyorum.)

 

Buyurdu ki: (Üzülme, Rabbimiz bizimledir.

Onlar zarar yapmaya, olamazlar muktedir.)

 

Nihayet mağaraya vardılar selametle.

Ve lakin Resulullah yorulmuştu gayetle.

 

Ve hem de nalinleri koptuğundan o dağda,

Mübarek ayakları kanadı o arada.

 

Mağara kapısına vardılar en nihayet.

Sıddık arz eyledi ki: (Az bana müsade et.

 

Gireyim sizden önce, akrep yılan olmasın.

Haşeratın zararı, size hiç dokunmasın.)

 

Sonra girdi içeri, Resul izin verince.

İçerde büyük küçük, delikler gördü nice.

 

Gömleğini yırtarak, tıkadı delikleri.

Lakin parça bitince, açıkta kaldı biri.

 

Ve çıplak ökçesini, koydu açık deliğe.

Dedi: (Ya Resulallah, buyurun içeriye.)

 

Girdi Resul içeri, lakin çok yorgundular.

Ebu Bekr'in dizinde bir miktar uyudular.

 

Sıddık’ın, ayağını koyduğu o delikten,

Bir yılan, ayağını kuvvetle soktu birden.

 

Canı yandı ise de bu acıdan be gayet,

Uyanmasınlar diye, etmedi hiç hareket.

 

Lakin gözyaşlarına, mani olamamıştı.

Resul'ün nur yüzüne, bir damla damlamıştı.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan