|
01 - HAZRET-İ EBU BEKİR
(Radıyallahü Anh)
Çocuğun yaşayacak
Validesi Ümmül-Hayr
Hatunun, önceleri,
Doğan çocukları hep,
ölüyordu her biri.
Hazret-i Ebu Bekr’i
verince Allah ona,
Beytullah'a götürdü
alarak kucağına.
Orada dua edip, dedi ki:
(Ey Allah’ım!
Bağışla bunu bana,
yaşasın bu evladım.)
Beyt-i şerif içinden,
bir el çıktı o zaman.
Bebeğinin elini sıkıca
tuttu o an.
Ve gaibten bir nida
edildi ki: (Ey hatun!
Üzülme, sevin çünkü,
yaşayacak bu oğlun.)
Bir gün de Resulullah,
sevgili Eshabiyle,
Otururken, Ebu Bekr arz
eyledi Resul'e.
Dedi: (Ya Resulallah,
senin hakkın için ben,
Ömrümde hiçbir puta
tapınmadım katiyen.)
Hazret-i Ömer dahi
bulunurdu orada.
Şöyle sual eyledi,
Sıddık'a o arada:
(Niçin yemin edersin
Resul'ün hakkı için?
Cahiliyet devrinde bunca
ömür geçirdin.)
O ise, sözlerine şöylece
etti devam:
Küçükken, puthaneye
götürdü beni babam.
(Bunlar, senin ilahın,
secde eyle!) dedi ve,
Beni orada koyup,
kendisi gitti eve.
O putlardan birine
yaklaşıp ben bu sefer,
Bağırdım: (Karnım çok
aç, bana biraz yemek
ver!)
Cevap alamayınca, (Su
ver!) dedim bu defa.
Baktım, yine o puttan
çıkmadı ses ve seda.
Bir taş alıp dedim ki:
(Atarım bunu sana!
Eğer sen ilah isen, mani
ol haydi bana.)
Yine ses çıkmayınca,
taşı attım bu kere.
O put, yüzü üzeri
devrildi hemen yere.
Az sonra babam gelip,
gördü bu vaziyeti.
(Ne için böyle yaptın?)
diyerek sitem etti.
Annem de öğrenince,
görmedi bunda beis.
Dedi: (Kendi haline
bırakalım bunu biz.
Zira bunun hakkında,
bana, Allah katından,
Bir hitap gelmişti ki,
hiç çıkmaz hatırımdan.)
Ben, anneme sordum ki:
(Nasıl hitap olundu?)
Dedi: Senin doğumun,
vakta ki yakın oldu.
Gaibden, kulağıma ses
geldi o esnada.
Diyordu ki (Ey hatun,
müjdeler olsun sana.
Zira gayet mübarek bir
çocuğun doğacak.
Adı hem, yerde Atik,
gökte Sıddık olacak.
Hazret-i Muhammede iman
eder hem de ilk.
O yüce Peygambere, olur
hem yar ve refik.)
Hazret-i Ebu Bekir
sözünü bitirince,
Gökten Cibril-i emin
nazil oldu hemence.
Resul'e, tam üç defa
dedi ki: (Ebu Bekir,
Bu anlattıklarını doğru
söylemektedir.) |