|
30
- ESHAB-I KEHF
Üçyüz yıl
uyudular
Eshab-ı kehf ve kıtmir,
girince mağaraya,
Hakk'ın iradesiyle daldılar
bir uykuya.
Güneş, sabah ve akşam içeri
girdiğinden,
Rütubet olmuyordu içerisi
katiyen.
Gözleri açık idi uyurken o
müminler
Onları, sağa sola çevirirdi
melekler.
Çürümemesi için onların
bedenleri,
Hak teâlâ vermişti
meleklere bu emri.
Kıtmir, dirseklerini,
kapının eşiğine,
Uzatmış, bekler gibi uyurdu
o da yine.
Hiçbir hayvan, Cennete
giremezken esasen,
Yalnız bu girecektir
Cennete istisnaen.
Ölü değil idiler ve nefes
alırlardı.
Hem dahi uzar idi saç,
sakal, tırnakları.
Üçyüz yıl uyudular hem de
bila fasıla.
Korudu her zarardan onları
Hak teâlâ.
Vakta ki üçyüz sene zaman
geçti aradan,
Bu uykudan, onları
uyandırdı Yaradan.
Onlar, güneş doğarken
girmişlerdi bu yere.
Uyanıp gördüler ki, güneş
batmak üzere.
Mekselina adlı genç, onlara
şöyle sordu:
(Uyuyalı acaba ne kadar
zaman oldu?)
Onlar dahi güneşe bakarak
dediler ki:
(Bir gün veya bir günün bir
kısmı geçti belki.)
Sonra görüp uzamış saç ve
sakallarını,
Dediler: (Allah bilir geçen
gün miktarını.)
Mekselina onlara dedi ki
daha sonra:
(Biriniz, şu parayı alıp
gitsin pazara.
Baksın, hangi yiyecek helal
ve temiz ise,
Onlardan satın alıp,
getirsin hemen bize.
Lakin belli etmesin kimseye
yerimizi.
Yoksa, gelip bulur ve
öldürürler hep bizi.
Ve yahut da zorlarlar o
dine girmemize.
O zaman Cehennemden
kurtulmak olmaz bize.)
En tecrübelileri, Yemliha
nam genç idi.
O parayı alarak, ayrılıp
şehre indi.
Lakin bakıp şaşırdı
Tarsus’un durumuna.
Çarşı, pazar, mahalle
değişik geldi ona.
Hiç tanıyamıyordu
insanlardan kimseyi.
Zira değişmiş buldu
tamamiyle her şeyi.
Bu şaşkınlık içinde, bir
fırına girerek,
Parasını uzatıp, istedi
birkaç ekmek.
Dokyanus zamanının parasını
görünce,
Hazine bulduğunu zannetti o
zat önce.
Parayı, zaptiyeye derhal
ulaştırdılar.
Onlar da, bu parayı görünce
şaşırdılar.
Gelip tevkif ettiler
Yemliha’yı nihayet.
Dediler: (Hazineyi getir
bize teslim et.)
Dedi: (Ne hazinesi, hiç bir
şey bulmadım ben.
Daha dün, bu parayı
almıştım pederimden.)
(Baban kimdir?) dediler,
söyledi Yemliha da.
Dediler: (Bu isimde kimse
yoktur burada.
Sen yalan söylüyorsun,
beyan et hakikati.
Sen hazine bulmuşsun, bizce
bu, oldu kati.)
Dedi: (Bari götürün beni
siz Dokyanus'a.
Zira benim işimi, o biliyor
bilhassa.)
O böyle deyince de, istihza
eylediler.
(O öleli, üçyüz yıl zaman
geçti) dediler.
|