|
28 - CİRCİS ALEYHİSSELAM
Çok eziyet
ettiler
Melik, ağaç bir direk
diktirerek bir yere,
Sonra Circis Nebi’yi
bağlattı bu direğe.
Soyup, demir tarakla
tarattı vücudunu.
İşkence olsun diye
yaptırmıştı o bunu.
Etini, Lime lime etti de
demir tarak,
Hiç acı duyurmadı Circis'e
cenab-ı Hak.
Kral, Circis Nebi'nin
beklerken ölmesini,
Onu sağlam görmesi,
arttırdı öfkesini.
Derhal adamlarına emretti
ki o melun:
(Tez gidip, şimdi bana tuz
ile sirke bulun.)
Karıştırdı onların birini
diğerine.
Döktü o Peygamber’in yaralı
bedenine.
Lakin hıfz ediyordu
Circis’i Hak teâlâ.
Melik bakıp gördü ki,
yaşamakta o hala.
Döktüler de tuz ile sirkeyi
vücuduna,
Rabbimiz yine acı duyurmadı
hiç ona.
O melik, böyle bir şey
görmemişti ömründe.
Zira o, sapasağlam
duruyordu önünde.
Şaşırıp, emretti ki derhal
adamlarına:
(Büyükçe bir demiri
kızdırıp verin bana.)
O kızarmış demiri aldı
habis eline.
Koydu o Peygamber’in
başının üzerine.
Derhal beyni kaynayıp,
yüzüne aktı, fakat,
Hak teâlâ Circis’e bahşetti
yine hayat.
Zerre kadar bir acı
hissetmedi o hatta.
Melik bakıp gördü ki,
Circis yine hayatta.
Öfkelendi, kudurdu, dedi:
(Kazan getirin.
Ateş yakıp, içinde bolca
bakır eritin.)
Fokur fokur kaynarken
kazanda o bakırlar,
Circis’i soyundurup, o
kazana attılar.
Kapağını kapatıp beklerken
ölmesini,
Korudu bundan dahi, Allah
bu Nebi’sini.
Kaynattılar onu hem kazanda
bir müddet de.
Açınca gördüler ki, o yine
afiyette.
Bunu dahi görünce, hayreti
haddi aştı.
Hiddet ve öfkesinden daha
da azgınlaştı.
(Zindana atın!) diye
emretti adamlara.
El ve ayaklarını çiviletti
duvara.
Yasladı üstüne de büyük bir
taş sütunu.
Ve lakin Hak teâlâ kurtardı
yine onu.
Ona bir melek gelip, dedi
ki: (Yılma sakın.
Selamını getirdim sana Hak
teâlânın.
Rabbimiz buyurdu ki:
Onun eziyyetine,
Sabredip, davet etsin
islama onu yine.
Dört defa öldürecek o kâfir
onu, fakat,
Ben yine dirilterek,
veririm ona hayat.
Ve her dirilişinde,
derecesi yükselir.
Sonunda şehid olup, sürurla
bana gelir.)
Sonra çekip kurtardı onu
çivilerinden
Ve o mermer sütunu kaldırdı
üzerinden.
Çıktı Circis dışarı sıhhat
ve afiyetle.
Gitti yine krala,
sevinçliydi gayetle.
|