|
26 - İSA ALEYHİSSELAM
Sâm bin Nuh’un
dirilmesi
Bir gün İsa Nebi'ye gelerek
havariler,
Dediler: (Ey Ruhullah,
gönlümüz şunu diler.
Nuh'un gemisindeki
insanlardan bir kimse,
Dirilip, o gemiden malumat
verse bize.)
İsa aleyhisselam biraz
ileri vardı.
Bir duvarın dibinden, bir
avuç toprak aldı.
Buyurdu ki: (Bu toprak,
Nuh'un evladı olan,
Sâm'ın toprağıdır ki,
dinleyin bunu ondan.)
Dua edip, o yere vurarak
asasıyle,
Buyurdu ki: (Diril kalk,
Hakk'ın müsadesiyle.)
Birden bire orası, yarılıp
açılarak,
Çıktı o, saçlarından
toprakları saçarak.
Lakin çok ihtiyar ve çökmüş
görünüyordu.
Saçı başı ağarmış ve bitkin
duruyordu.
İsa Nebi sordu ki: (Vefat
eylediğinde,
Yine bu halde miydin kabire
girdiğinde?)
Dedi: (Hayır, genç idim,
şimdi ihtiyarladım.
Zira senin sesinle, kıyamet
koptu sandım.
Kıyametin şiddet ve
dehşeti, beni öyle,
Korkuttu ki, bir anda
kocadım işte böyle.)
Buyurdu ki: (Geminin
halinden söyle biraz.)
Dedi ki: (Ey Ruhullah,
pekala, edeyim arz.
Onun boyu altıyüz, eni
üçyüz metreydi.
Birbirinden müstakil ve üç
kat üzereydi.
Birisinde hayvanlar,
birinde vardı kuşlar.
Üçüncü katta ise, vardı
yalnız insanlar.)
Buyurdu ki: (Dön şimdi yine
eski haline.)
O, tekrar vefat edip
giriverdi kabrine.
Bir gün de İsa Nebi bir
yere gidiyordu.
Gördüğü insanlara nasihat
ediyordu.
Yemenli insanlara rastladı
en nihayet.
Konuşup, onları da dinine
etti davet.
Onlar, İsa Nebi'den mucize
istediler.
(Bir ölüyü diriltip, bize
göster) dediler.
(Âd oğlu Şeddad diye bir
hükümdarın kabri,
Şu tepe üstündedir,
diriltsen onu bari.)
İsa aleyhisselam dua etti
ve hemen,
Dirilip kalktı Şeddad, o
karşıki tepeden.
Seslendi: (Ey insanlar, ben
bir hükümdar idim.
Bin sene ömür sürüp, bin
kız ile evlendim.
Vardı emrim altında, bin
kumandan, bin vali.
Bin ayrı kasabanın
malikiydim hem dahi.
Bir ordum var idi ki, yoktu
öyle savaşan.
Onunla, çok düşmanı
etmişimdir perişan.
Bu mülk ve saltanatım öyle
idi ki hatta,
Pek az hükümdarlara nasib
olur hayatta.
Lakin şimdi anladım, hepsi
(Hiç)miş bunların.
Sakın siz, benim gibi
dünyaya aldanmayın.
Bu kadar dünyalığım,
servetim varken, yine,
Sonunda ben de ölüp, girdim
kabir içine.
Bari siz, başınıza alın da
aklınızı,
Boş yere harcamayın ömr-ü
hayatınızı.
Bu ölüm, var muhakkak ve
gelecek herkese.
Dünyada ebediyen kalmayacak
hiç kimse.
Allah’a ibadete sarılın ki
şimdi siz,
Yoksa, siz de ölünce
pişmanlık çekersiniz.)
İnsanlar onu görüp,
duymuşlardı bu sesi.
Hiç itiraz etmeden, imana
geldi hepsi.
|