|
26 - İSA ALEYHİSSELAM
Yahudilerin
İftirası
Geldi beni İsrail, Beyt-i
Lahm’a ve lakin,
Gördüler, bir çocuk var
kucağında Meryem’in.
Ve hemen sordular ki: (Ey
Meryem, ne bu çocuk?
Çirkin bir iş mi yaptın sen
yoksa, söyle çabuk?
Sen ki genç bir kız idin,
evli de değildin hem.
Böyleyken bu çocuğu nerden
aldın ey Meryem?
Halbuki baban İmran, salih
idi elbette.
Validen Hunne dahi, meşhur
idi iffette.
Annesiyle babası temiz olan
bir kişi,
Nasıl işliyebilir böyle
çirkin bir işi?
Bu halleri, sen nasıl
başımıza getirdin?
Gayr-i meşru bir çocuk
sahibi oluverdin.)
Meryem yalnız dinledi,
vermedi hiçbir cevap.
Onları, kendisine kılmadı
hiç muhatap.
Zira işin aslını onlara
izah etmek,
Fevkalade zor olup, hatta
imkansızdı pek.
Bu sebepten hiçbirşey
konuşmayıp, bu defa,
İşaret etti yalnız o
hazret-i İsa’ya.
Demek istemişti ki, siz
bunun hikmetini,
Buna sorun, o söyler işin
hakikatini.
Dediler ki: (Ey Meryem,
beşikteki sabi’ye,
Ne sual edelim ki, bize
haber ver diye?
O yaştaki bir çocuk
konuşamaz, bu gerçek.
O bize, hakikati nasıl
beyan edecek?
Belli ki, sen cevaptan
düşünce aciz hale,
Çaresiz, cevabını ona ettin
havale.
Sen söyleyemeyince
doğrusunu bu işin,
Bunu, masum çocuğa
yükletirsin, ne için?
Eğer günah sonunda doğduysa
da o fakat,
Bu suç sana aittir, çocukta
yok kabahat.)
Meryem maruz kalınca böyle
iftiralara,
Kundakta İsa Nebi cevap
verdi onlara.
O iftiracıları bir anda
susturarak,
Başladı konuşmaya bir
mucize olarak.
Dedi ki: (Ey cahiller,
dinleyiniz hepiniz.
Benim yüksek şanıma taarruz
etmeyiniz.
Edep haya timsali ve çok
iffetli olan,
Validem hakkında da sakının
iftiradan.
Bilin ki, ben Allah’ın
şerefli bir kuluyum.
Ve halkı, doğru yola
çağıran resulüyüm.
Bana bu vazifeyi verdi ki
Hak teâlâ,
Herkesi irşad edip, sevk
edeyim hak yola.
Bu işi yapmam için, O bana
Kitap verdi.
Ve çok nimetler ile beni
mümtaz eyledi.
Adetin hilafına, hem
babasız olarak,
Beni, (Kün!) emri ile
yarattı cenab-ı Hak.
Ben, Allah’ın kullara
gönderdiği Nebi’yim.
Her nerede olursam, bereket
sahibiyim.
Farketmez olsam da ben,
herhangi bir beldede,
Herkes, bereketimden
ederler istifade.
Ben doğduğum bu günden, ta
vefatıma kadar,
Şeytanlar bana asla yapamaz
hiçbir zarar.
Mahşerde dirilip de,
kalktığımda mezardan,
Yine ben korunurum o gün de
her zarardan.)
İsa Nebi kundakta konuşunca
bunları,
Şaşıp dona kaldılar
İsrailoğulları.
Dillerini yutarak hepsi
sükut ettiler.
Lakin dedikodudan yine vaz
geçmediler.
|