|
23 - UZEYR ALEYHİSSELAM
Ya peygamber,
ya veli
Ya peygamber, yahut da
evliyadan, büyük zat.
Zira Nebiliğine, Kur’anda
yok sarahat.
Küçük yaşta öğrenip,
ezberledi Tevrat’ı.
Kudüs’te yaşadı ve orda
oldu vefatı.
İsrail oğulları, ilahi
emirlere,
Göz yumup, uymayınca birçok
Peygamberler’e,
Cezalandırmak için, Hak
teâlâ onları,
Bela etti o kavme zalim
Buhtunnasar’ı.
Babil'in hükümdarı olan bu
Buhtunnasar,
Ordusuyla saldırıp, yaptı
çok zulüm, hasar.
Kudüs’ü de istila eyleyip,
etti harap.
Savunmasız millete, verdi
elem, ızdırap.
Mescid-i Aksa’yı da eyledi
yer ile bir.
Çoklarını öldürüp, gençleri
etti esir.
Hazreti Uzeyr dahi, esirler
içindeydi.
Buhtunnasar, Kudüs’ten
Babil’e geri geldi.
Uzeyr Nebi, Babil’de esir
kaldı bir müddet.
Lakin çok isterdi ki,
Kudüs’e etsin avdet.
Elli yaşındaydı ki, nihayet
verdi karar.
Merkebine binerek,
Babil’den etti firar.
Kudüs yakınlarında buldu
sonra kendini.
İnerek, bir ağaca bağladı
merkebini.
Nazar etti etrafa, gördü
ki, koca şehir,
Viraneye çevrilmiş, oldu
çok müteessir.
Karnı da acıkmıştı, çok
yorgun idi zaten.
Biraz incir ve üzüm kopardı
o bahçeden.
İncirden biraz yiyip, üzüme
geldi sıra.
Onları da sıkarak, yaptı
taze bir şıra.
Ondan dahi içerek, bir
tefekküre daldı.
Yıkılmış hanelere, harap
yollara baktı.
İnsanların, çürümüş ten ve
kemiklerine,
Bakıp, şöyle söylendi bir
an kendi kendine:
(Böyle harab olmuşken, bu
beldenin her yeri,
Nasıl ihya edecek, Hak
teâlâ bu yeri?)
O böyle düşünürken, uykuya
daldı birden.
Kabzetti hak teâlâ, ruhunu
bedeninden.
Ve lakin Allah onun,
aldıysa da ruhunu,
İnsanlardan, yüz sene
gizledi vücudunu.
Ölmüş olduğu halde Uzeyr
aleyhisselam,
Bu kadar yıl, bedeni,
kalmıştı sapasağlam.
Yüz sene hitamında, Hak
teâlâ, Uzeyr’i,
Diriltip, kendisine
gönderdi bir meleği.
(Ne kadar zaman geçti?)
diye sordu o melek.
Dedi ki: (Bir gün veya daha
az olsa gerek.)
Çünkü uyuduğunda, olmuştu
yeni gündüz.
Dirilince baktı ki,
batmamış güneş henüz.
Melek dedi: (Ya Uzeyr, yüz
yıl geçti aradan.
Bak, yiyeceklerin de,
duruyor bozulmadan.)
Baktı, incir ve üzüm
taptaze duruyorlar.
Dalından yeni kopmuş
gibiydi hem de onlar.
Merkebine baktı ki, hep
çürümüş etleri.
Birbirinden ayrılıp, toz
olmuş kemikleri.
Melek dedi: (Merkebin
çürümüş, bitmiş, ancak,
Hak teâlâ, yeniden bak
nasıl yaratacak?)
Uzeyr aleyhisselam,
bakarken merkebine,
Dirilip, yürümeye başladı
hemen yine.
Dedi ki: (Ben elbette
biliyorum pekala.
Şüphesiz ki her şeye
kadirdir Hak teâlâ.)
|