|
21 - SÜLEYMAN ALEYHİSSELAM
Belkıs ve
mektup
Ukab kuşu, hüdhüd’ü
alaraktan yanına,
Süleyman Peygamber’in
çıkardı huzuruna.
O, oturur idi ki sultanlık
kürsüsünde,
Bir anda, ikisini gördü
gözü önünde.
Ukab çıktı ileri, arz etti
ki: (Efendim!
Hüdhüd'ü, emrinizle bulup
size getirdim.)
Sonra hüdhüd yaklaşıp
Peygamberin önüne,
Hürmetini arz edip, başını
eğdi öne.
Buyurdu ki: (Ey hüdhüd,
izinsiz niçin gittin?
Sana büyük ceza var yoksa
bir mazeretin.)
O da, cevap olarak dedi ki:
(Ey Peygamber!
Size, Sebe' ilinden
getirdim mühim haber.
O yerin, Belkıs diye var ki
bir melikesi,
Hep onun emrindedir bütün
yemen ülkesi.
Hem de o melikenin çok
büyük bir tahtı var.
Teb’asıyla birlikte, güneşe
tapınırlar.)
Bunları işitince birden
geldi gadaba.
Buyurdu: (Doğru mudur bu
sözlerin acaba?)
Öğrenmek maksadıyla bunun
doğruluğunu,
Belkıs’a mektup yazıp,
hüdhüd'e verdi onu.
Buyurdu ki: (Bunu al,
Belkıs’a götür, ancak,
Gizlenip takib et ki,
okuyup ne yapacak?)
Belkıs, hep sarayında
dururdu ekseriya.
Ve haftada bir kere,
çıkardı dışarıya.
Sair günler, kapılar kapalı
bulunurdu.
Etrafta devriyeler gezip
onu korurdu.
Hüdhüd dahi gelince,
kapalıydı kapılar.
Hem de dolaşıyordu etrafta
muhafızlar.
Bakıp giremeyince kapıların
birinden,
Köşkün penceresinin girdi
açık yerinden.
Odalardan geçerek tuttu bir
istikamet.
Belkıs’ın odasına vasıl
oldu nihayet.
İçeri girdiğinde, büyükçe
bir taht gördü.
Belkıs ise uzanmış,
tahtında uyuyordu.
Göreceği bir yere, mektubu
bırakarak,
Pencere kenarında bekledi
saklanarak.
Uyanınca gördü ve aldı
Belkıs mektubu.
Lakin merak etti ki,
nerden, nasıl geldi bu?
Zira her bir kapıda, var
iken muhafızlar,
Kim girebilirdi ki benim
odama kadar?
Odasından çıkarak, o, bunun
telaşında,
Gördü ki, muhafızlar hepsi
işi başında.
Onlara sordu hemen: (Kim
girdi sarayıma?
Biri mektup bırakmış, hem
de benim yanıma.)
Dediler: (Nasıl olur,
kimseyi görmedik biz.
Ve devamlı kapıda durup
beklemekteyiz.)
Büyük bir heyecanla mektubu
açtı derhal.
Besmele-i şerifi görünce
oldu hoş-hal.
İleri gelenleri çağırıp
huzuruna,
Dedi ki: (Çok şerefli bir
mektup geldi bana.
Bu, melik Süleyman’dan
bizlere gelmektedir.
Bizi, kendi dinine davet
eylemektedir.
Diyor ki, bana karşı hiç
tekebbür etmeyin.
Ve müslüman olarak, emrime
boyun eğin.
Şimdi siz söyleyin ki, ne
yapalım dersiniz?
Bu teklif karşısında, nedir
sizin reyiniz?)
Dediler: (Savaş dersen, biz
savaş erbabıyız.
Eğer sulh emredersen, ona
dahi razıyız.)
|