|
21 - SÜLEYMAN ALEYHİSSELAM
Hüdhüd kuşu ve
belkıs
Süleyman Peygamber ki, hem
de büyük sultandı.
Ve Mescid-i Aksa’nın
binasını yapandı.
İnşa tamamlanınca, karar
verip bu defa,
Yöneldi ordusuyla
Beytullah’ı tavafa.
İleri gelenlere buyurdu ki
o yerde:
(Burada bir Peygamber
çıkacaktır ilerde.
Nebi’lerin sonu ve Allah’ın
Habibidir.
Ona iman edenler, ne kadar
talihlidir.)
Orada kurban kesip, yaptı
hem çok ibadet.
Yemen taraflarına etti
sonra hareket.
San'aya vardığında, namaz
kılmak üzere,
Alçalıp, ordusuyla indi
yeşil bir yere.
Hüdhüd kuşu vardı ki,
emrine itaatkâr,
Yükseklere çıkarak, etrafa
kıldı nazar.
İlerde, yeşillikli bahçeler
görüp indi.
O yerler, Belkıs denen
kadın melikenindi.
Bir başka hüdhüd ile
karşılaştı o yerde.
Sordu buna: (Sen kimsin,
yerin yurdun nerede?)
Dedi: (Padişahımız Süleyman
Peygamber’in,
Haşmetli ordusunda vazifeli
bir erim.
O, öyle sultandır ki, insan
ve hayvanlara,
Hükmeder cinler ile, şu
esen rüzgarlara.)
O dedi: (Sultanınız güçlü
imiş bayağı.
Bizim melikemiz de değil
ondan aşağı.
Bütün Yemen diyarı hep onun
emrindedir.
İstersen göstereyim bu yeri
sana bir bir.)
Dedi: (Olur ve lakin ben
buraya gelirken,
Müsade almamıştım bizim
melikimizden.
Su için beni arar ve
bulamazsa şayet,
Derhal cezalandırır,
korkarım ondan gayet.)
Orduya su bulmaktı
hüdhüd’ün vazifesi.
Nerde su olduğunu anlardı
onun hissi.
Keşfedince, iner ve o yeri
gagalardı.
Cinler gelip kazarak, suyu
çıkarırlardı.
Hakikaten o yerde, ihtiyaç
oldu suya.
Ve Süleyman Peygamber sordu
onu orduya.
Lakin onun yerini kimse
bilemiyordu.
Bu sefer akbaba’yı çağırıp
ona sordu.
O dahi arzedince bir şey
bilmediğini,
Anladı müsadesiz uzağa
gittiğini.
Ona gadaplanarak, buyurdu
ki bu defa:
(Gelince, vereceğim ona
büyük bir ceza.)
Kuşların efendisi, bir ukab
kuşu vardı.
Bu sefer de o kuşu huzuruna
çağırdı.
Buyurdu ki: (O hüdhüd,
nerdeyse şimdi şayet,
Onu bul ve acele yanıma
edin avdet.)
(Baş üstüne!) diyerek,
havalandı anında.
Yükseklerden aradı onu dört
bir yanında.
O ise ayrılmış ve geliyordu
ilerden.
Gördü onu, telaşla
kendisine gelirken.
Yaklaşınca dedi ki: (Ey
hüdhüd, nerde idin?
Sana ceza verecek, izinsiz
niye gittin?)
Hüdhüd bunu duyunca,
kederlendi, üzüldü.
Süleyman Peygamber’in
tarafına süzüldü.
Bu sefer de Akbaba ve sair
bütün kuşlar,
Üzgün bir vaziyette onu
karşıladılar.
Dediler: (Yazık sana, niçin
gittin izinsiz?
Sana, büyük bir ceza
verecek melikimiz.)
|