|
21 - SÜLEYMAN ALEYHİSSELAM
Ayrıca sultan
İdi
Kudüs yakınlarında, Gazze
şehrinde doğan,
Bir peygamber idi ki,
sultan oldu sonradan.
O, beni İsrail’e peygamber
gönderildi.
Ve Mescid-i Aksa’yı, ilk o
bina eyledi.
Davud Nebi, ondokuz
evladının içinden,
En çok onu severdi, üstün
hasletlerinden.
Öyle fazla idi ki idrak ve
anlayışı,
Babası, önce ona danışırdı
her işi.
Mesela babasının sultanlık
zamanında,
İki kadın, birer de
oğulları yanında,
Giderken, bir kurt gelip,
büyük olan kadının,
Oğlunu, yanlarından alıp
kaçtı ansızın.
Lakin kadın, saptırmak
istedi hakikati.
Dedi: (Senin oğlunu kurt
götürdü, bu kati.)
Küçük kadın, şiddetle etti
buna itiraz.
Dedi ki: (Seninkini
götürdü, bu olamaz.)
Geri kalan çocuğu
paylaşamıyorlardı.
İkisi de, (Bu, benim
oğlumdur) diyorlardı.
Aslında, küçük olan
kadınındı o oğlan.
Ve yalan söylüyordu malesef
büyük olan.
Bunlar, çocuk yüzünden
düşünce ihtilafa,
İşi, Davud Nebi’ye
götürdüler bu defa.
Davud Nebi, onları sorup
dinlediğinde,
Çocuk, büyük kadının
bulunurdu elinde.
Küçük kadın, (Bu benim
oğlumdur) dedi, fakat,
Delili olmayınca, edemedi
tam isbat.
Bu hususta bir şahit
gösteremeyince de,
Büyük kadın lehine hükmetti
neticede.
Onlar bu mahkemeden çıkar
çıkmaz dışarı,
Oğlu Süleyman’a da
söylediler kararı.
Henüz çocuk yaştaydı,
dinledi o da yine.
Ve derhal vakıf oldu işin
hakikatine.
Dedi: (Bana bir bıçak
getirin de bakayım.
İkisi arasında bunu
paylaştırayım.)
O böyle söyleyince, küçüğü
etti feryat.
Dedi ki: (Ben davamdan
ediyorum feragat.
Sakın kesme çocuğu, bu, çok
fena bir fiil.
Çocuk bu kadınındır,
elbette benim değil.)
Küçük kadın, böylece edince
feryat, figan,
Bu kadının lehine hüküm
verdi o zaman.
Davud Nebi öğrenip, beğendi
bu hükmünü.
Takdir etti oğlunun akli
üstünlüğünü.
Ömrünün sonlarında, vahiy
geldi ki ona:
Mülk ve saltanatını
bıraksın Süleyman’a.
Yerine, onu vekil bıraktığı
zamanda,
Oniki yaşındaydı hazret-i
Süleyman da.
Buyurdu ki: (Ey oğlum,
vekilimsin sen benim.
Dinle ki, şudur sana benim
nasihatlerim:
Kızma ve sinirlenme,
Takvaya sarıl her an.
Ve Allah’tan korkarak, çok
sakın her haramdan.
Allahü teâlâya fazla yap ki
ibadet,
Allah, böyle kullara verir
muvaffakıyet.
Bekleme insanlardan hiçbir
şey, hiçbir işte.
Hakiki zenginliğin esası
budur işte.
Ve kıskanma kulların
elindeki nimeti.
Budur fakirliğin de insanda
alameti.
Gayret et iyi olsun, düne
göre, bugünün.
Özrü gerektirecek olmasın
iş ve sözün.)
|