|
20 - DAVUD ALEYHİSSELAM
Sesi çok
güzeldi
Davud aleyhisselam merak
edip gayetle,
Sık sık dolaşıyordu
tebdil-i kıyafetle.
Zira o, şu hususu bilmek
isterdi ki hep,
Milleti idarede kusurum var
mı acep?
Kendisinin hakkında,
milletteki kanaat,
Acaba nasıl? diye, yapardı
istihbarat.
Bu maksatla gezerken, bir
gün memleketinde,
Karşısına, bir melek çıktı
insan şeklinde.
Hazreti Cebrail’di
rastladığı o melek.
Yaklaşıp sordu ona,
teb’adan zan ederek.
Dedi: (Nasıl milletin şimdi
rahat, huzuru?
Davud’un, idarede sence var
mı kusuru?)
Cibril dedi: (İyidir,
kusuru yoktur, ancak,
Onda bir haslet olsa, daha
iyi olacak.)
(O haslet nedir?) diye
sordu Davud Peygamber.
Dedi ki: (Beytülmaldan
geçinirmiş o meğer.
Halbuki bir kimsenin,
elinin emeğiyle,
Yemesi, kıyaslanmaz asla
diğerleriyle.)
Davud Nebi, Rabbinden niyaz
etti: (İlahi!
Elimin emeğiyle geçim ver
bana dahi.)
Ona, demirciliği öğretti
Hak teâlâ.
Geçimi, eskisinden oldu iyi
ve a’la.
Ramazan-ı şerifte geldi
Cibril bir sene.
Ve Zebur-u şerifi getirdi
kendisine.
Sesi, öyle yanık ve
tesirliydi ki onun,
Böyle güzel değildi sedası
hiçbir kulun.
Sadece Resulullah müstesna
idi bundan.
Zira O, her Nebi’den
üstündü her bakımdan.
Kim hazret-i Davud’un
işitseydi sesini,
Hayran ve şaşkın olup,
kaybederdi kendini.
O, Zebur okumaya başlasaydı
ne zaman,
Halka halka dizilip,
dinlerdi ins ve hayvan.
Önce din alimleri, sonra
diğer mü’minler,
Onların arkasına saf olurdu
cinniler.
Sonra, ehli ve vahşi
hayvanatın cümlesi,
Toplanıp, huşu ile
dinlerlerdi bu sesi.
O anda bütün kuşlar,
üstlerine gelerek,
Gölgelik ederlerdi, hepsi
kanat gererek.
Davud aleyhisselam evden
çıktığı zaman,
Evinin kapısını kitlerdi
muntazaman.
Yine bir gün, evinden çıkıp
gitti bir yere.
Kilitledi kapıyı, bu adeti
üzere.
Geriye geldiğinde açıp
girdi içeri.
Lakin baktı, içerde oturur
başka biri.
Çok taaccüp ederek,
buyurdu: (Kimsin ki sen,
İçeri girebildin kapı
kilitli iken?)
Dedi ki: (Ben öyle bir
kimseyim ki ey Davud!
Fark etmez bana açık,
kilitliymiş veyahut.)
Onun kim olduğunu tahmin
etti o dahi.
Dedi: (Sen, öyle ise
Azrailsin Vallahi.
Ruhumu kabzetmeye geldinse
şimdi eğer,
Niçin bunu önceden vermedin
bana haber?)
Dedi: (Çok haberciler
göndermiştim sana ben.
Mesela nerde şimdi ecdadın,
nerde deden?)
Davud aleyhisselam dedi:
(Hepsi öldüler.)
Dedi ki: (İşte onlar, birer
haberciydiler.)
Ve hazreti Davud’a
hürmetkâr davranarak,
Kabzeyledi ruhunu, ondan
izin alarak.
|