|
20 - DAVUD ALEYHİSSELAM
Kim geldi de
boş döndü?
Bir gün Davud Nebi’ye şöyle
vahyolundu ki:
(Ey Davud, kullarımdan
hiçbir kul var mıdır ki,
Bana dua etsin de o hulus-ü
kalp ile,
Ben onun duasını çevireyim
geriye?
Kim kapımı çaldı da, onu
açılmaz gördü?
Kim benden istedi de, eli
boş geri döndü?
Onlar her ne isterse,
gönderirim o demde.
İstedikleri şeyler,
mevcuttur hazinemde.
Kullarıma söyle ki,
seviyorsa beni kim,
Ona, ondan daha çok
fazladır benim sevgim.
Ey Davud, bir sevgili
görülmüş mü ki asla,
Sevsin başkalarını,
sevgilisinden fazla?
Her kim beni ararsa,
elbette ki kavuşur.
Kim gayriyi ararsa, beni
kaybetmiş olur.
Kim beni zikrederse, onu
ferahlatırım.
Bana muhabbetini elbette
arttırırım.
Herkes unutmuş iken beni
gaflet içinde,
O kulum agah olur, o sevgi
ateşinde.
Benden razı olandan, olurum
ben de razı.
Kabul olur indimde, her dua
ve niyazı.
Gönderdiğim belaya, her kim
sabredemezse,
O, benden bir talepte
bulunmasın öyleyse.
Kullarımın içinde gizlerim
ben dostları.
Yalnız sevdiklerime
tanıtırım onları.
Beni unutanları bile hiç
unutmazken,
Hep beni ananları hiç
unutur muyum ben?
Saçarken ihsanımı nice
cimri kullara,
Cimrilik eder miyim hiç
cömert olanlara?
Gönderirim dostlara, türlü
dert ve belalar.
Ve onlar sabrettikçe,
veririm çok sevaplar.
Dünyada korkanlara, korku
vermem mahşerde.
Benden utananları,
utandırmam o yerde.
Kim beni sevdiğini iddia
ediyorsa,
Sözü doğru olur mu bütün
gece uyursa?
Tenhada aramaz mı herkes
sevgilisini?
Ben de duymak isterim, gece
dostlar sesini.
Ey Davud, ne oldu ki
kulların hallerine,
Dünya muhabbetini sokarlar
kalplerine?
Halbuki ben dünyaya vermem
hiç değer, kıymet.
Onlar nasıl verirler
dünyaya ehemmiyet?
Ey Davud, rastlar isen beni
talep edene,
Bütün imkanın ile, gir onun
hizmetine.
Kullarıma söyle ki,
sevsinler beni hepsi.
Ben, beni sevenlerin olurum
sevgilisi.
Ben, benimle olanı arkadaş
edinirim.
Beni tercih edeni, ben de
tercih ederim.
Kullarımdan kim beni fazla
severse şayet,
O da, kullar içinde görür
çok fazla rağbet.
Kullarımın içinde, severim
sabredeni.
Belama sabretmeyen,
kazanamaz ecrini.)
Bir gün, Davud Nebi’nin
çocuğu etti vefat.
Üzülünce, kendine bir vahiy
geldi fakat.
Buyurdu ki: (Ey Davud,
vefat etti çocuğun.
Nazarında ne kadar kıymeti
vardı onun?)
Dedi ki: (Yer dolusu altın,
mücevher kadar.)
Hak teâlâ o zaman vahyetti
ona tekrar:
(Madem onun kıymeti bu
kadardı gönlünde,
O kadar mükafata kavuşursun
o günde.)
|