|
20 - DAVUD ALEYHİSSELAM
Hükümdar oldu
Davud Nebi, küçükten çok
cesur bir yiğitti.
Yaşından umulmayan cesarete
sahipti.
Koyun güttüğü için
gençliğinde bir müddet,
Sapan taşı atmada hüneri
çoktu gayet.
Attığı taş, mutlaka varırdı
hedefine.
Arslanları tutarak, binerdi
üstlerine.
Ve dağlarda yürürken,
tesbih etseydi eğer,
Dağ taş dile gelerek,
zikrederdi beraber.
Bir gün dağda giderken, bir
taş çıktı yoluna.
Fasih bir lisan ile söyledi
şöyle ona:
(Ey Davud, beni al da, koy
torbanın içine.
Calut’u öldürmekte yarar
bir gün işine.)
Davud aleyhisselam bu sesi
işiterek,
Eğilip aldı onu, bir hikmet
var diyerek.
Savaşmaya giderken Talut’un
ordusunda,
Hazır bulunuyordu o taş da
torbasında.
Talut ferman etti ki cenk
günü askerine:
(Kızımı vereceğim Calut’u
öldürene.
Hem ikram edeceğim
salahiyet ve makam.
Her yerde onun mührü
geçerli olacak tam.)
Calut’un ordusunda binlerle
var idi er.
Talut’un askeriyse,
üçyüzonüç idiler.
Geldi karşı karşıya iki
taraf nihayet.
Onlar dua etti ki: (Ya Rab,
bize yardım et.
Korku ve endişe sal
küffarın yüreğine.
Muzaffer kıl bizleri,
onların üzerine.)
Evvela kâfir Calut, meydana
at sürerek,
Dedi: (Var mı benimle
dövüşecek bir erkek?)
İri cüsseli olup, bilirdi
savaşmayı.
Göze alamadılar ona karşı
çıkmayı.
Mü’minler korktu diye kâfir
böbürlenirken,
Davud aleyhisselam ortaya
çıktı birden.
Belinde sapanı ve sırtında
torbasıyla,
Çıktı er meydanına iman ve
ihlasıyla.
Sordu Calut: (Ne için öne
çıktın ey hakir?)
Dedi: (Geldim seninle
dövüşmeye ey kâfir!)
Calut alay ederek, dedi ki:
(Sen mi yani?
Nasıl cenk edeceksin,
kılıcın nerde hani?)
Belindeki sapanı aldı
derhal eline.
Torbadan taş çıkarıp,
yerleştirdi yerine.
Calut onu görünce, gülüp
alay ederek,
Bıraktı kalkanını Lüzum
yoktur diyerek.
Davud aleyhisselam, tam
Calut’un başını,
Dikkatle nişan alıp,
salıverdi taşını.
O anda çok kuvvetli rüzgar
esip aniden,
Calut’un başındaki Tolgası
düştü birden.
Ve hazret-i Davud'un attığı
taş, nihayet,
Calut’un tam alnına
ediverdi isabet.
O iri cüssesiyle, düşüp
öldü atından.
Müslümanlar, hücuma geçti
hemen ardından.
Calut’un ölümüyle, kâfirler
bozuldular.
Bir avuç müslümana, o gün
mağlub oldular.
Talut, zaferden sonra sadık
kalıp vadine,
Nikah etti kızını, derhal
Davut Nebi’ye.
Sonra da verdi ona, makam
ve salahiyet.
Onun idaresine geçti bütün
memleket.
|