ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

20 - DAVUD ALEYHİSSELAM

Talut, Calut, Tabut

 

Beni İsrail için gelen Hakk'ın Nebisi.

Hazreti İbrahim’e dayanır sülalesi.

 

Milattan bin yıl önce teşrif etti dünyaya.

Yüz yaşında, Kudüs’te göçtü dar-ı bekaya.

 

Musa Nebi’den sonra, İsrail oğulları,

Zamanla doğru yoldan ayrıldı pek çokları.

 

Hak teâlâ lütfedip, gönderdi çok Nebiler.

Lakin beni İsrail, yine dinlemediler.

 

Amalika namiyle bir kavim vardı yine.

Musallat etti Allah, onların üzerine.

 

Calut nam biriydi ki, o kavmin hükümdarı,

Askeriyle saldırıp, mağlub etti onları.

 

Hem beni İsrail’in korumasında olan,

Ve içinde, mukaddes emanetler bulunan,

 

Tabut denen kıymetli sandığı da aldılar.

İsrail oğulları çok perişan oldular.

 

Zira o kutsal olan Tabut’u, Hak teâlâ,

Âdem Peygamber’ine göndermişti evvela.

 

Sair peygamberlerden dolaşıp bu emanet,

Musa Nebi’ye kadar gelmişti en nihayet.

 

O da, mühim şeyleri ve Tevrat-ı şerifi,

Bunda sakladığından, pek çok idi şerefi.

 

İsrail oğulları, Tabut elden gidince,

Rahatları bozulup, üzüldüler bir nice.

 

Gelip, Nebilerine müracat eylediler.

Başlarına, kudretli bir melik istediler.

 

Hak teâlâ vahyedip zamanın Nebisine,

Talut nam bir kimseyi melik kıldı hepsine.

 

Lakin beğenmediler onu beni İsrail.

Dediler: (İçimizde en kuvvetli o değil.)

 

Takviye etmek için Hak teâlâ Talut’u,

Calut’un elindeki o mukaddes Tabut’u,

 

Getirtti meleklerle Talut’un hanesine.

Görüp, itimatları çoğaldı kendisine.

 

Dediler: (Ne kudretli hükümdar ki bu Talut,

Şimdi onun yanında bulunuyor o Tabut.)

 

Talut, önce orduyu soktu harp düzenine.

Yürüdü cihad için Calut’un üzerine.

 

Seksenbin kişi vardı Talut’un ordusunda.

Kudüs’ten ayrılarak, gelip kondu bir su’da.

 

Mevsim pek sıcak olup, ihtiyaç çoktu suya.

Lakin Talut, şöyle bir emir verdi orduya:

 

(Kim doyuncaya kadar içerse işbu sudan,

bilsin ki, o değildir Talut’un ordusundan.

 

Her kim içmez ve yahut içerse tek bir avuç,

O, benim askerimdir, bu kadar sayılmaz suç.)

 

O seksenbin kişiden, üçyüzonüç halis er,

Talut’un bu emrine ittiba eylediler.

 

Diğerleri su içip, oldular hep perişan.

Üçyüzonüç er ise, kazandı kıymet ve şan.

 

Talut dahi alarak, bu üçyüzonüç eri,

Calut’la savaş için, derhal geçti o nehri.

 

Nihayet iki ordu, karşılıklı geldiler.

Bir yanda koca ordu, bir yanda bir avuç er.

 

Talut’un üçyüzonüç kişilik ordusunda,

Genç bir yiğit vardı ki, hem de Davud adında,

 

Hem babası ve hem de onüç biraderiyle,

Gelmiş idi Calut’u öldürmek gayesiyle.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan