|
19 - YUNUS ALEYHİSSELAM
Balıktan
kurtulması
Yunus aleyhisselam suya
atıldığında,
Denizdeki bir balık, yuttu
onu anında.
Hak teâlâ, balığa verdi ki
şu emrini:
(Onu hiç yaralama, kırma
kemiklerini.)
Balık, Yunus Nebi’yi hiç
rahatsız etmeden,
Suyun derinliğinde kaybolup
gitti hemen.
Balığın karnındayken Yunus
aleyhisselam,
Şuuru yerinde ve aklı
başındaydı tam.
Ve lakin bilmiyordu nerede
olduğunu.
Bir kısım sesler duyup, çok
merak etti bunu.
Hak teâlâ buyurdu: (Ey
Yunus, sen şu anda,
Mahbus bulunuyorsun bir
balığın karnında.
O sesler zikirdir ki,
duyarsın sen de bizzat.
Beni, böyle zikreder
denizdeki mahlukat.)
Yunus Nebi o zaman dua etti
Rabbine:
(Ya ilahi, kavmime kavuştur
beni yine.
Onları mü’min görmek
ümidindeyim her an.
Razıyım takdirine, senindir
emir, ferman.)
Böyle dua eyleyip, devam
etti zikrine.
Onun zikir sesleri yükseldi
gök yüzüne.
Melekler de işitip,
sordular: (Ya ilahi!
Bu, kimin zikridir ki,
duyuyoruz biz dahi?)
Buyurdu ki: (Yunus’un
zikridir ki bu gelen,
Bir balığın karnında
bulunuyor o halen.)
Dediler: (Ey Rabbimiz, o,
şu Yunus mudur ki,
Her amel ve duası
yükseliyor nur gibi?)
O balığın karnında, Yunus
aleyhisselam,
Her zamanki yaptığı zikrine
etti devam.
Ayrı dua olarak, derdi ki:
(Ya ilahi!
Elbette, yoktur asla bir
ilah, senden gayri.
Bütün noksanlıklardan seni
tenzih ederim.
Haksızlık edenlerden oldum
ben, af dilerim.)
O, devam ettiğinden zikrine
hiç durmadan,
Tam Aşure gününde, halas
oldu oradan.
Balık, onu çıkarıp bıraktı
bir sahile.
Kurtuldu o zindandan
Rabbinin ihsaniyle.
Buyurdu ki: (Ey Yunus,
kavmine eyle avdet.
Bildir ki, Hak teâlâ etti
sizi mağfiret.)
Bu emir gereğince, koyuldu
yola hemen.
Bir çobana rastlayıp, sual
etti kavminden.
O dedi: (Yunus diye vardı
peygamberleri.
Kavmine darılarak terk
etmişti bu yeri.
Bu yüzden üstlerine
geldiyse de bir afet,
Pişman olduklarından,
kurtuldular akıbet.
Şimdi onlar, Yunus’u
bekliyorlar gün gece.
Hepsi bayram yapacak bir
gün çıkıp gelince.)
Buyurdu ki: (O Yunus işte
benim ey çoban!
Şu ağaç şahidimdir bir
delil istiyorsan.)
O çoban, seğirterek kavmine
verdi haber.
(Delilin ne?) deyince, o
ağaca geldiler.
Ağaç dile gelerek, söyledi
ki bu defa:
(Yunus’u görmek için,
gidiniz şu tarafa.)
Onlar gidip, namazda
buldular kendisini.
Beklediler başında, kılıp
bitirmesini.
Hasretle kucaklaşıp özürler
dilediler.
Beraber şehre dönüp,
sevinip şükrettiler.
Dinlerini öğrenip,
sarıldılar taate.
Ve artık dönmediler küfür
ve dalalete.
|