|
19 - YUNUS ALEYHİSSELAM
Pişman oldular
İnanmadıklarına gayet
pişman olarak,
Yaşlı, salih bir zata
geldiler ağlayarak.
Dediler: (Görüyorsun
başımıza geleni.
Biz yapmaya hazırız her
türlü tavsiyeni.)
Dedi ki: (O felaket gelmedi
henüz daha.
Şu tepeye çıkarak, tövbe
edin Allaha.
Birbirleriniz ile
helallaşın topyekün.
Yunus’un Rabbi için
kurbanlar kesin bugün.
Yalvararak deyin ki, ey
Yunus’un ilahı!
Kaldır üzerimizden bu azab
ve belayı,
Çünkü biz pişman olduk
cümle kusurumuza.
Gönülden iman ettik hem
sana, hem Yunus’a.
Ondan öğreneceğiz bize
emirlerini.
Ve tatbik edeceğiz
harfiyyen her birini.)
Onlar, bu ihtiyarın uyup
tavsiyesine,
Çıktılar yüzbin kişi o
tövbe tepesine.
Yüzlerce kurban kesip,
edince böyle dua,
Kaldırdı üstlerinden azabı
Hak teâlâ.
Sevinip, evlerine döndüler
hepsi tekrar,
Hemen Yunus Nebi’yi aramaya
çıktılar.
Allahın Peygamberi, Yunus
aleyhisselam,
Şehirden ayrılalı olmuştu
kırk gün tamam.
Ne olup bittiğini öğrenmek
maksadiyle,
Teşrif etti o şehrin
yakınında bir yere.
Hiç azap alameti görmeyip,
etti hayret.
Anladı ki, rahmete tebdil
olmuş o afet.
Düşündü ki, şehire girersem
şimdi eğer,
Kavmim, yalancılıkla beni
itham ederler.
Yine mazhar olmadan bir
emr-i ilahiye,
Şehire hiç girmeden,
dönüverdi geriye.
Acele uzaklaşıp, dağlar
tepeler aştı.
Nihayet Dicle nehri
kıyısına ulaştı.
Bir gemiye bindi ki,
doluydu yolcu ile.
Gemi hareket edip, seyretti
ileriye.
Lakin durdu az sonra aniden
gemileri.
Hiç kımıldamıyordu ne
ileri, ne geri.
Dediler: (Aramızda suçlu
biri olacak.
Yoksa bir sebep yokken gemi
niçin duracak?)
Bir adet var idi ki eskiden
o yerlerde,
Kura atarlar idi böyle
hadiselerde.
Kura kime çıkarsa, suçlu
diye tutarak,
Denize atarlardı, onu ceza
olarak.
Adetleri gereği yaptılar
böyle yine.
Ve lakin kura çıktı Yunus
Nebi ismine.
Görünce neticeyi Yunus
Peygamber dahi,
Düşündü ki, bu bana, bir
ikaz-ı ilahi.
Bakarak şaşkın halde
bekleşen ahaliye,
Dedi: (Aradığınız asi
kul, benim!) diye.
Onlar, (Bu zat köleye
benzemiyor) dediler.
O kurayı, bir kere daha
yenilediler.
Lakin bu sefer dahi çıktı
onun ismine.
Dediler: (Bu da yanlış,
tekrar edelim yine.)
Üçüncü defada da etti ona
isabet.
Dediler: (Öyle ise, bu işte
var bir hikmet.
Çok salih bir kimseye
benzese de bu kişi,
Demek ki, Hak katında var
kusurlu bir işi.)
Adetleri veçhile tuttular
onu yine.
Suçlu diye, attılar hemen
suyun içine.
|