|
18 - YUŞA ALEYHİSSELAM
Güler yüzlü
İdi
Beni İsrail için gönderilen
Nebi'dir.
Ve hazreti Musa’nın vekil
ve yeğenidir,
Yusüf Peygamber gibi,
güzeldi yüzü gayet.
Kim görse, hayran olur,
ederdi hem de hayret.
Karayağız ve cesur, çok
kahraman biriydi.
Ve savaş tekniğinde maharet
sahibiydi.
Musa Nebi göçünce ahiret
alemine,
Hak teâlâ, Yuşa’yı irsal
etti yerine.
Peygamber eyleyerek
vahyetti ki nihayet:
(Al Beni İsrail'i,
kâfirlerle cihad et!)
O dahi ordu kurup, kuşattı
Eriha’yı.
Onu alıp, sonra da aldı
şehr-i İlya’yı.
Sonra Belka şehrine yürüdü
fetih için.
Etrafı, surlar ile
çevriliydi bu şehrin.
Bu beldede, Bel’am bin
Baura ismi ile,
Bir kimse var idi ki
meşhurdu ilmi ile.
İsm-i a’zam denilen duayı
biliyordu.
Her duası, indallah kabul
ediliyordu.
Yüksekti derecesi ilim ve
ibadette.
Yoktu onun gibisi, hem de o
vilayette.
Şehrin hükümdarı da kâfir
ve zalimdi pek.
Herkes bizar olmuştu
zulmünden o güne dek.
Yuşa aleyhisselam gelirken
ordu ile,
Bu zalim hükümdar da vakıf
oldu bu hale.
Kavminden, kalabalık bir
gurupla beraber,
Bel’am-ı Baura’ya verdiler
bunu haber.
Dediler ki: (Ey Bel’am,
İsrail oğlu Yuşa,
Büyük bir ordu ile gelir
bizle savaşa.
Korkarım, çıkarırlar bizi
bu beldemizden.
Ve hatta öldürürler,
ricamız şu ki sizden.
Rabbine, bizim için
edesiniz bir dua.
Kalksın üzerimizden bu
tehlike ve bela.
Şimdi tek ümidimiz, bu
duadır ki elbet,
Çünkü kabul oluyor duanız,
olmuyor ret.)
Cevabında dedi ki:
(Yazıklar olsun size.
Nasıl gelebiliyor böyle şey
zihninize.
Yuşa aleyhisselam, Rabbin
peygamberidir.
Yanında gelenler de, onun
tâbileridir.
Hem sonra Yuşa Nebi, benim
de Peygamberim.
Onların aleyhine nasıl dua
ederim?)
Lakin onlar, bu söze hiç
kulak asmadılar.
Dua etmesi için ettiler
yine ısrar.
Kıymetli hediyeler verdiler
de, o yine,
Asla dua etmedi onların
aleyhine.
Bu sefer zevcesini
koyaraktan araya,
Baskıya başladılar Bel’am-ı
Baura’ya.
O dedi ki: (Ey Bel’am, dua
etmezsen eğer,
Senden ayrılıyorum, işte
sana son haber.)
Buna da aldırmayıp,
demeyince o evet,
Hükümdar, ölüm ile tehdit
etti nihayet.
Dedi: (Dinle ey Bel’am, bu
sana son ihtarım.
Eğer dua etmezsen, asarım
seni yarın.)
Yine Hayır deyince,
sinirlendi hükümdar.
Onu öldürmek için, pek kati
verdi karar.
Kuruldu darağacı emriyle
hükümdarın.
Bel’amı getirterek, dedi:
(Nedir kararın?
Tercih eyle şunlardan hemen
bir tanesini.
Ya dua et, yahut da asarım
şimdi seni.)
|