|
17 - HARUN ALEYHİSSELAM
Buzağıya
taptılar
İsrail oğulları, Samiri’nin
fendine,
Aldanıp, tapınınca buzağı
heykeline,
Harun aleyhisselam, üzüldü
buna gayet.
Bundan vazgeçirmeye eyledi
sa’y-ü gayret.
Buyurdu ki: (Ey kavmim, siz
aldanıyorsunuz.
Hidayetten ayrılıp, şirke
sapıyorsunuz.
Şüphe yok ki, Rabbiniz Hak
teâlâdır elbet.
Allah’ı mabud bilip, Ona
edin ibadet.
Siz bana tabi olup, sebat
edin bu dinde.
Başka bir ilah yoktur
Allah'ın haricinde.)
İsrail oğulları onu
dinlemediler.
Ve hatta karşı gelip, ona
şöyle dediler:
(Musa gittiği yerden
gelinceye kadar, biz,
Bu heykele tapmaktan hiç
vazgeçmiyeceğiz.)
Harun Nebi, onlara ettiyse
de nasihat,
Lakin küfürlerinde ettiler
yine inat.
Dediler ki: (Ey Harun, sen
kendine bak asıl.
Ne kadar söylesen de,
inanmayız velhasıl.)
Musa Peygamber ise, Tur
dağından dönünce,
Çok üzüldü, kavminin bu
halini görünce.
Tevrat levhalarını, o
gadapla elinden,
Bırakıp, kardeşinin yanına
geldi hemen.
Gadabından, saçını tutup
çekti kendine.
Buyurdu: (Ey kardeşim, bu
kavmin halleri ne?
Görmedin mi onların şirke
gittiklerini?
Niçin ikaz etmedin hemen
kendilerini?
Ne için onlar ile mücadele
etmedin?
Yoksa benim emrime,
muhalefet mi ettin?)
O, özür dileyerek, dedi:
(Ey biraderim!
Sen böyle sakalımı, saçımı
çekme benim.
Onlarla mücadele edecektim
ben, fakat,
Korktum ki parçalanıp,
dağılır bu cemaat.
Men etmek gayesiyle, gücüm
yettiği kadar,
Gayret ettim ve lakin bana
inanmadılar.
Hatta öldürmek için,
geldiler üzerime.
Beni azarlayıp da, düşmanı
sevindirme.)
Musa Nebi dinleyip onun bu
beyanını,
Anladı kardeşinin suçu
olmadığını.
Dedi ki: (Ya ilahi, eyle
bizi mağfiret.
Her ikimizi dahi rahmetine
ithal et.)
Sonra kavmine dönüp,
buyurdu ki: (Peki siz,
Niçin hakkı bırakıp, batıla
yöneldiniz?)
Dediler: (Hilesine aldandık
Samiri’nin.)
O zaman bir beddua eyledi
onun için.
Allah, Musa Nebi'ye
vahyetti ki sonra da:
(Harun’un ömrü bitti,
bulunun filan dağda.)
Oğullarını alıp, o dağa
yöneldiler.
Bir mağara görerek, içeriye
girdiler.
Orada bir taht ile, bir
yazı duruyordu.
(Bu, kime uygun ise,
onundur) yazıyordu.
Harun aleyhisselam, çıkıp
yattı o taht'a.
Buyurdu: (Benim için bu
yapılmış adeta.)
İnip, oğullarına eyledikte
vasiyet,
Girdi genç suretinde içeri
melek-ül mevt.
Müsade isteyerek kabz
eyledi ruhunu.
Musa Nebi, oraya defn etti
o gün onu.
|