|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
5 - HIZIR
ALEYHİSSELAM
Ne İçin
ağlıyorsun?
Hadis alimlerinden o
Hakim-i Tirmizi,
İlk hazret-i Hızır’dan aldı
ilim ve feyzi.
Küçükten yanıyordu kalbi
ilim aşkıyle.
Anlaşmıştı genç iken, iki
arkadaşıyle.
Tirmiz’den ayrılarak, o ve
diğer ikisi,
Gidip yapacaklardı üçü ilim
tedrisi.
Onun, yaşlı ve hasta annesi
vardı fakat.
Her türlü hizmetini, o
yapıyordu bizzat.
Gelip, bu kararını ona
haber verince,
Annesi çok üzülüp, sitem
etti bir nice:
(Ey yavrum, ben yaşlı ve
hastayım, biliyorsun.
Beni, kime bırakıp sefere
gidiyorsun?)
O böyle söyleyince,
vazgeçti o seferden.
İki arkadaşıysa, çıktılar
yola hemen.
Muhammed bin Ali’ydi bu
zatın adı asıl.
Seferden kaldığına çok
üzüldü velhasıl.
Zira bu ilim aşkı
çıkmıyordu gönlünden.
Perişan, üzüntülü, çok
şaşkın oldu birden.
Bu ilim tedrisinden mahrum
kaldığı için,
Tenhalara gider ve ağlardı
için için.
Bir gün de, mezarlıkta
oturmuş ağlıyordu.
Ve kendi kendisine, şöyle
söyleniyordu:
(Ben, burada ilimden
mahrum, cahil kalmışım.
Alim olup dönecek o iki
arkadaşım.)
O böyle düşünerek ağlarken
gözyaşiyle,
Aniden karşılaştı nur yüzlü
bir kişiyle.
Ona şöyle sordu ki o
sevimli ihtiyar:
(Oğlum, niçin ağlarsın,
yoksa bir derdin mi var?)
O zata anlatınca başından
geçen hali,
Şefkatle sordu ona, o zat
da şu suali:
(İki arkadaşını ilimde
geçmen için,
Sana, her gün ben gelip
ders versem, ister misin?)
Işıldadı gözleri, kalbine
doldu sevinç.
Dedi: (Elbet efendim, arzu
etmez miyim hiç?)
O, hazret-i Hızır’dı, her
gün gelip üç sene,
Bilcümle ilimleri öğretti
kendisine.
Hızır aleyhisselam, ona, bu
derin ilmi,
Öğretince, oldu o büyük
hadis alimi.
Bu geniş ilmi ile çok kitap
yazdı, ancak,
Yoktu o gün onları okuyup
anlayacak.
Talebeden birini çağırıp
huzuruna,
Yazdığı kitapların, hepsini
verdi ona.
Buyurdu ki: (Bunları
götürüp Ceyhun’a at!)
O ise kıyamayıp, atmadı o
gün fakat.
Kitapları götürüp,
gizleyerek evine,
Hakim-i Tirmizi’nin yanına
geldi yine.
(Attın mı?) dediğinde,
dedi: (Attım efendim!)
(Ne gördün?) buyurunca,
dedi: (Bir şey görmedim.)
Buyurdu: (Sen onları
atmamışsın ey evlat!
Haydi git, evden al da,
götürüp Ceyhun’a at.)
Peki efendim! deyip,
götürüp attı artık.
Su, ikiye ayrılıp, gördü
bir açık sandık.
Attığı o kitaplar, düştü
sandık içine.
Hayretle hocasının yanına
geldi yine.
Ve ona, gördüğünü verince
aynen haber,
Buyurdu ki: (Atmışsın
kitapları bu sefer.
Hızır aleyhisselam
istemişti onları.
Bir ehline verecek sonra o
kitapları.)
|