ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - MUSA ALEYHİSSELAM

4 - HIZIR ALEYHİSSELAM

Herkes aslına döner

 

Padişah emretti ki bir gün baş vezirine:

(Hızır’ı bul ve getir, emrim gelsin yerine!)

 

Dedi ki: (Onu bulmak çok zordur, kolay değil.

Bu iş için siz bana tanıyın kırk gün mehil.)

 

Fakir bir müslüman da var idi ki o yerde,

Sultanın bu emrini duymuştu o fakir de.

 

Ve kendi kendisine düşündü ki, gideyim.

Baş vezire, Hızır’ı ben bulurum diyeyim.

 

Lakin kırk gün, sultana ait olsun nafakam.

Hiç olmazsa bu kırk gün, sakin olsun şu kafam.

 

Biraz rahat edeyim, sonra da Allah kerim.

Hızır’ı bulamazsam, cezam neyse çekerim.

 

Gitti bu düşünceyle baş vezirin yanına.

Dedi ki: (Çıkar beni sultanın huzuruna.)

 

Çıktı ve arz eyledi sultana bu fikrini.

Sultan buna sevinip, verdi her isteğini.

 

Otuz dokuzuncu gün, sultan, o müslümana,

Hatırlattı: (Yarın son, Hızır’ı getir bana!)

 

Sonra gönderdiyse de ertesi gün iki at,

Lakin bulamamıştı Hızır’ı bu fakir zat.

 

Güzel bir abdest alıp, iki rekat bir namaz,

Kılarak, Yaradan'a yalvarıp etti niyaz.

 

Dedi ki: (Habibinin hürmetine ya Rabbi!

Sultanın zararından sen koru bu garibi.)

 

Sonra saraya gidip, çıkarıldı huzura.

Dedi ki: (Çok aradım rastlamadım Hızır’a.)

 

Sultan sinirlenerek, dedi: (Ey baş vezirim!

Ne dersin, bu adama nasıl ceza vereyim?)

 

Dedi ki: (Parça parça edelim bedenini.

Her sokağın başına, asalım etlerini.)

 

O sırada bir çocuk girip aralarına,

Dedi: (Herşey, sonunda dönecektir aslına.)

 

İkinci vezirine sorunca bu suali,

Dedi: (Bunu, dibekte dövelim un misali.)

 

O çocuk, cevabını şöyle verdi onun da:

(Her şey, kendi aslına dönecektir sonunda.)

 

Üçüncü vezire de sorunca bunu sultan,

Dedi ki: (Affetmektir sultanlara yakışan.)

 

O çocuk, buna dahi şöyle dedi bu sefer:

(Sonunda herşey yine, aslına rücu eder.)

 

Sultan, o müslümana dönüp şöyle sordu ki:

(Şu yanındaki çocuk, senin neyin olur ki?)

 

Dedi: (Tanımıyorum, haberim yok benim de.

Sizin bir hizmetçiniz sanmıştım geldiğimde.)

 

Bu sefer o çocuğa sordu sultan: (Ey çocuk!

Sen kimsin, böyle neler diyorsun, söyle çabuk.)

 

Dedi: (Şu başvezirin, oğludur bir kasabın.

Onu, kasap başı yap, et kesip parçalasın!

 

İkinci vezirinse bir aşçının oğludur.

Onu, aşçı başı yap, onun da işi odur.

 

Üçüncü vezirinin babasıysa vezir’dir.

İşte sen, bu veziri yap kendine başvezir.

 

Hızır’la görüşmeyi isterdin zannederim.

Görmek arzu ettiğin o Hızır işte benim.

 

Ey sultan, sen bağışla bu garip müslümanı.

Devam ettir kendine yaptığın o ihsanı.)

 

Sultan, hayret içinde dinlerken onu, birden,

Kayboldu o arada gözlerinin önünden.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan