|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
4 - HIZIR
ALEYHİSSELAM
Resule selam
söyle
İbrahim-i Havvas’tan
nakledilir ki şöyle:
Kâbe yolculuğunda, yolum
düştü bir çöle.
Öyle susamıştım ki çölün
hararetinden,
Sonunda baygın halde,
yıkıldım yere birden.
Gözlerimi açınca biraz
sonra ben fakat,
Gördüm ki, su serpiyor
yüzüme nurlu bir zat.
Ve o sudan içince,
geliverdim kendime.
O nurlu zat dedi ki:
(Sen de gel, bin terkime.)
İkimiz beraberce gidince
çölde biraz,
Bir de baktım, ilerde
göründü bize Hicaz.
Bana dedi: (Kabeye vasıl
olduk işte bak.
Haydi in, kabul etsin
haccını cenâb-ı Hak.
Hac’dan sonra, Ravda’yı
edeceksen ziyaret,
Benim de selamımı,
Resulullaha arz et.
Hatta şöyle söyle ki, olsun
daha aşikâr.
De, kardeşin Hızır’ın size
selamları var.)
Ebu Bekr Hemedani anlatır
ki bir gün de:
Pek fazla acıkmıştım hem de
Hicaz çölünde.
Düşündüm ki, şu anda,
evimde olsa idim,
Taze pişmiş sıcacık ekmek
ve bakla yerdim.
Lakin kendi kendime dedim
ki sonra da ben:
Şu anda bir çöldeyim, çok
uzağım evimden.
Ben böyle düşünürken,
baktım ki tam o anda,
Birisi yaklaşıyor, bir
köylü kılığında.
Elindeki tepsiyle, bana
doğru gelerek,
Dedi ki: (İster misin
sıcacık bakla ekmek?)
Ben hayretle bakarken
elindeki tepsiye,
O önüme koyarak, dedi:
(Buyur, haydi ye!)
Ben doyuncaya kadar yedim
ise de onu,
Lakin çok merak ettim onun
kim olduğunu.
Dedim ki: (Ben bu çölde,
yapayalnız ve garip,
Yolcu iken, açlıktan
olmuştum çok muzdarip.
Az önce bakla ekmek
geçirdim hatırımdan.
Tam o anda baktım ki, sen
göründün karşıdan.
Ben bilmek istiyorum
hikmetini bu işin.
Bana, kim oluğunu beyan et
Allah için.)
Ben ona bu suali sorunca, o
aniden,
(Ben Hızır’ım!)
dedi ve kayboldu göz önünden.
Velilerden biri de, Hızır’ı
görüp bizzat,
Dedi: (Eder misiniz bana
biraz nasihat.)
Buyurdu: (Yumuşak ol,
hiddete olma yakın.
Ve hep güler yüzlü ol, hiç
surat asma sakın.
Allah’ın kullarına faydalı
olmaya bak.
İşte budur Allah’ın sevdiği
güzel ahlak.
Kusurundan dolayı, kötüleme
kimseyi.
Örtücü ol, büyütme ufak bir
meseleyi.)
Eshaptan birisi de, gördü
bir mübarek zat.
Tanımadı ve lakin istedi
bir nasihat.
Buyurdu ki: (Kardeşim,
nasihat için, sana,
Yalnız ölüm kafidir, lüzum
yok başkasına.)
(Yine söyle!) deyince,
buyurdu ki: (Dinle bak!
Yalnız kabri düşünmek,
yeter tasa olarak.)
O sahabi, bu hali
söyleyince Resul’e,
Buyurdu: (O Hızır’dı,
söyledi sana böyle.)
|