|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
4
- HIZIR ALEYHİSSELAM
Kâfir İmana
geldi
Hızır aleyhisselam,
Mısır’ın çarşısında,
Giderken, bir dilenci
belirdi karşısında.
Ve Hızır’a dedi ki: (Bana
bir sadaka ver.
Allah da versin sana hayır
ve iyilikler.)
Buyurdu: (Hak teâlâ
eylesin sana ihsan.
Benim sana verecek bir
şeyim yoktur şu an.)
Lakin yine isteyip o ikinci
olarak,
Dedi: (İyilik versin sana
da cenâbı Hak.)
Hızır aleyhisselam,
cevabında dedi ki:
(Hak teâlâ herşeye kadirdir
elbette ki.
Sana yardım etmeyi pek
ziyade isterdim.
Lakin sana verecek bir
şeyim yoktur benim.)
O, üçüncü olarak yalvardı
ki bu sefer:
(Allah rızası için, bana
bir sadaka ver.)
Buyurdu ki: (Yanımda bir
şeyim yoktur, fakat,
Tut benim elimden de,
götürüp pazarda sat.)
Dilenci peki deyip, alıp
gitti pazara.
Dörtyüz dirheme satıp, o
kadar aldı para.
O alan da götürdü Hızır’ı
hanesine.
Üç gün geçti, hiçbir iş
vermedi kendisine.
Hızır aleyhisselam buyurdu
ki: (Efendim!
Bana bir iş emret de, onu
ifa edeyim.)
Efendisi, Hızır’a şöyle
dedi o vakit:
(Yaşlısın, sana göre iş
yoktur öyle basit.)
Buyurdu ki: (Ama ben
yorulmam, sen iş emret.)
Dedi: (Madem şu taşı, şu
filan yere naklet.)
Kalktı ve bir hamlede o
taşı nakledince,
O kişi, bunu görüp hayret
etti bir nice.
Zira taş ağır olup,
kuvvetli altı kişi,
Ancak yapabilirdi bir
saatte o işi.
Sonra ona dedi ki ileriki
günlerde:
(Sefere gidiyorum, sen
vekil kal bu evde.)
Hızır aleyhisselam buyurdu:
(İyi, ancak,
Bir iş ver de öyle git bana
da uğraşacak.)
Dedi: (Köşk yapacağım,
hazırlığım yoktur hiç.
Ben gelinceye kadar, yap
bari biraz kerpiç.)
O sefere gidince, Hızır
aleyhisselam,
Kerpiç döküp, o köşkü yaptı
ve etti tamam.
Efendi, o seferden
döndüğünde evine,
Eskisinden daha çok
hayrette kaldı yine.
Çünkü köşk yapılmıştı,
gayet zarif ve muhkem.
Bu kısacık zamanda, bu,
mümkün değildi hem.
Hızır’ın karşısında adam
döndü şaşkına.
Ve sordu ki: (Sen kimsin,
söyle Allah aşkına.)
Dedi ki: (Soruyorsun
madem ki Allah için,
Öyleyse söyliyeyim
doğrusunu bu işin.
Sen beni, köle diye satın
almıştın, fakat,
Köle değil, Hızır’ım, işte
budur hakikat.
Biri, benden sadaka
istemişti geçende.
Lakin ona verecek hiçbirşey
yoktu bende.
O ise, Allah için isteyince
sadaka,
Dedim ki, götür beni, köle
diye sat halka.
O da beni götürüp, sana
sattı bu sefer.
Böylece beni görmek, oldu
sana müyesser.)
O adam ağlayarak, öptü iki
elini.
Dedi ki: (Bilemedim, ne
olur affet beni.)
Kâfirdi hem o kişi, bir şey
oldu gönlünde.
Hemen can-ü gönülden iman
etti o günde.
|