ŞİİRLERLE MENKIBELER

PEYGAMBERLER

 

1.Cild

  Kitap       Web

2.Cild

 

Peygamber (Aleyhisselâm) Efendimizin Hayatı

 

03 -

Peygamberler

04 -

Dört Büyük Halife

 

 

05 -

Eshâb-ı Kiram

06 -

Büyük İmâmlar

 

 

07 -

Anadolu Evliyâları

08 -

Buhârâ Evliyâları

 

 

09 -

Horasan Evliyâları

10 -

Rehber İnsanlar

 

11 -

Güzel Nasihatlar

12 -

İmân ve Namaz

16 - MUSA ALEYHİSSELAM

3 - MUSA NEBİ İLE KARUN

Zekatı da reddetti

 

Karun, zenginliğiyle her gün daha şımarıp,

Musa Peygambere de kin güttü haddi aşıp.

 

Düşmanlığı, gün be gün ziyadeleşiyordu.

Servetine güvenip, ona diş biliyordu.

 

Hatta müslümanlar da, bu haset ve kinine,

Üzülüp, şöyle öğüt verdiler kendisine:

 

(Ey Karun, şımarma ki servetine bakarak,

Malıyla şımaranı, hiç sevmez cenab-ı Hak.

 

Rabbin sana verdiği bu büyük servet ile,

Ondan, ahiretini, Cenneti talep eyle.

 

Nasıl ki, Allah sana verdiyse bunca servet,

Sen de ondan, Allahın kullarına ihsan et.

 

Ve fesat çıkarmaya yakın olma ki asla,

Fesat çıkaranları hiç sevmez Hak teâlâ.)

 

Mü’minler, ona böyle ettiyse de nasihat,

O hiç kabul etmeyip, kininde etti inat.

 

Ve nankörlük ederek, şöyle dedi cevaben:

(Bu malı, ilmim ile edindim ben tamamen.)

 

Karun’un bu sözünü, Rabbimiz beğenmeyip,

Şöyle haber gönderdi Nebisine vahyedip:

 

(Öncelerde vardı ki nice zengin kavimler,

Hak teâlâ, onları yok etti birer birer.

 

Onlar, daha zengindi kendisinden halbuki.

Madem ki ilmi vardı, bilmez mi bunu peki?)

 

Ayet-i kerimede, Hak teâlâ Karun’u,

Kınadı, malı ile çok mağrur olduğunu.

 

Halbuki o bunları okumuştu Tevrat’ta.

Birçok tarihçilerden dinlemişti de hatta.

 

Vazgeçmediği için malla gururlanmaktan,

Kurtarmadı o ilmi, onu helak olmaktan.

 

Süslü elbiselerle, bir ihtişam içinde,

Kavminin arasından kibirle geçtiğinde,

 

Bazıları imrenip, diyorlardı ki: (Ah ah!

Böyle servet, bize de verseydi keşke Allah.)

 

Lakin kavi imanlı bir kısım müslümanlar,

Onların bu sözlünü beğenmezlerdi zinhar.

 

Onlara derlerdi ki: (Yazıklar olsun size!

Ne kadar düşkünsünüz dünyalık zevkinize.

 

Halbuki iman edip, salih amel işleyen,

Yarın kavuşacaktır Cennete ebediyyen.)

 

Karun, muhalefette giderek ileriye,

Açıktan cephe aldı artık Musa Nebi’ye.

 

Sırf altın’dan bir bina yaparak en nihayet,

Verirdi insanlara, her gün türlü ziyafet.

 

Onun, bundan maksadı şu idi ki bu sefer,

Halk, yalnız kendisine teveccüh eylesinler.

 

Cahillerden bir kısmı, kanıp bu iltifata,

Onun gibi olmayı istediler adeta.

 

Onun emrine girip, oldular hizmetkârı.

Çünkü onlar, servette gördüler asıl kârı.

 

Musa aleyhisselam, bütün bunlara rağmen,

Nasihat ediyordu ona mütemadiyen.

 

Hak teâlâ, zekatı emredince vahyedip,

Musa Nebi, Karun'a bildirdi bunu gidip.

 

Karun eve gidince, bir hesab etti, fakat,

Çok geldi kendisine vereceği bu zekat.

 

Bu kadar malı vermek, çok zor geldi nefsine.

Zekat vermemek için, baktı bir çaresine.

Bir Önceki Sayfaya GiderBu Kitabın Ana Sayfasına GiderBir Sonraki Sayfaya Gider

Abdüllatif Uyan