|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
3 - MUSA NEBİ
İLE KARUN
Zekatı da
reddetti
Karun, zenginliğiyle her
gün daha şımarıp,
Musa Peygambere de kin
güttü haddi aşıp.
Düşmanlığı, gün be gün
ziyadeleşiyordu.
Servetine güvenip, ona diş
biliyordu.
Hatta müslümanlar da, bu
haset ve kinine,
Üzülüp, şöyle öğüt verdiler
kendisine:
(Ey Karun, şımarma ki
servetine bakarak,
Malıyla şımaranı, hiç
sevmez cenab-ı Hak.
Rabbin sana verdiği bu
büyük servet ile,
Ondan, ahiretini, Cenneti
talep eyle.
Nasıl ki, Allah sana
verdiyse bunca servet,
Sen de ondan, Allahın
kullarına ihsan et.
Ve fesat çıkarmaya yakın
olma ki asla,
Fesat çıkaranları hiç
sevmez Hak teâlâ.)
Mü’minler, ona böyle
ettiyse de nasihat,
O hiç kabul etmeyip,
kininde etti inat.
Ve nankörlük ederek, şöyle
dedi cevaben:
(Bu malı, ilmim ile edindim
ben tamamen.)
Karun’un bu sözünü,
Rabbimiz beğenmeyip,
Şöyle haber gönderdi
Nebisine vahyedip:
(Öncelerde vardı ki nice
zengin kavimler,
Hak teâlâ, onları yok etti
birer birer.
Onlar, daha zengindi
kendisinden halbuki.
Madem ki ilmi vardı, bilmez
mi bunu peki?)
Ayet-i kerimede, Hak teâlâ
Karun’u,
Kınadı, malı ile çok mağrur
olduğunu.
Halbuki o bunları okumuştu
Tevrat’ta.
Birçok tarihçilerden
dinlemişti de hatta.
Vazgeçmediği için malla
gururlanmaktan,
Kurtarmadı o ilmi, onu
helak olmaktan.
Süslü elbiselerle, bir
ihtişam içinde,
Kavminin arasından kibirle
geçtiğinde,
Bazıları imrenip,
diyorlardı ki: (Ah ah!
Böyle servet, bize de
verseydi keşke Allah.)
Lakin kavi imanlı bir kısım
müslümanlar,
Onların bu sözlünü
beğenmezlerdi zinhar.
Onlara derlerdi ki:
(Yazıklar olsun size!
Ne kadar düşkünsünüz
dünyalık zevkinize.
Halbuki iman edip, salih
amel işleyen,
Yarın kavuşacaktır Cennete
ebediyyen.)
Karun, muhalefette giderek
ileriye,
Açıktan cephe aldı artık
Musa Nebi’ye.
Sırf altın’dan bir bina
yaparak en nihayet,
Verirdi insanlara, her gün
türlü ziyafet.
Onun, bundan maksadı şu idi
ki bu sefer,
Halk, yalnız kendisine
teveccüh eylesinler.
Cahillerden bir kısmı,
kanıp bu iltifata,
Onun gibi olmayı istediler
adeta.
Onun emrine girip, oldular
hizmetkârı.
Çünkü onlar, servette
gördüler asıl kârı.
Musa aleyhisselam, bütün
bunlara rağmen,
Nasihat ediyordu ona
mütemadiyen.
Hak teâlâ, zekatı emredince
vahyedip,
Musa Nebi, Karun'a bildirdi
bunu gidip.
Karun eve gidince, bir
hesab etti, fakat,
Çok geldi kendisine
vereceği bu zekat.
Bu kadar malı vermek, çok
zor geldi nefsine.
Zekat vermemek için, baktı
bir çaresine.
|