|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
3 - MUSA NEBİ
İLE KARUN
Malıyla
böbürlendi
İblis’in teşvikiyle,
Karun’un, günden güne,
Para kazanma hırsı, tam
yerleşti gönlüne.
Kazandıkça, bu hırsı daha
da artıyordu.
Artık bütün gücünü, bu
yolda harcıyordu.
Musa aleyhisselam, daha
önce de zaten,
Ona, kimya ilmini
öğretmişti tamamen.
O, bu ilmini dahi, bu yolda
harcadı hep.
Dünyalık toplamakla meşgul
oldu ruz-ü şeb.
Görülmemiş hırs ile, hep
mal kattı malına.
İnsanlara hizmeti getirmedi
aklına.
Hakikaten çok büyük zengin
oldu ilerde.
Öyle ki, zenginliği destan
oldu dillerde.
Hatta günümüzde de, bu, bir
darb-ı mesel’dir.
Zenginlik söylenince, hep
Karun akla gelir.
Hazineler almazdı, servet
ve mallarını.
Kırk katır taşıyordu sırf
anahtarlarını.
Vakta ki, bu kadar çok
zengin oldu o günde,
Gelip kibirlenirdi fakir
halkın önünde.
Önceden edindiği iyi huy,
güzel ahlak,
Kalmadı kendisinde, azıtıp
şımararak.
Zulüm ve haksızlığa başladı
sonra hatta.
Kendini kaf dağında görür
oldu adeta.
Süslü elbiselerle,
salınarak yürürdü.
Kibrinden, elbisesi
yerlerde sürünürdü.
Binip altın eğerli, beyaz
renkli atına,
Hep gösteriş yapardı, her
gün o yer halkına.
Onu tatmin etmedi bu
hareketleri de.
Küçük gördü sonunda, Musa
Peygamberi de.
Onun duası ile zengin
olmuştu fakat.
Şimdi dinlemiyordu, o etse
de nasihat.
Hatta halk, etse idi ona
biraz temayül,
Hasetten, buna bile
edemezdi tahammül.
İtibar gösterdikçe Musa
Peygambere halk,
Çekemez hale geldi hasetten
kudurarak.
Musa Nebi, Allahın emriyle
ileride,
Hibir yaptı kardeşi Harun
Peygamberi de.
Hibirlik, kurban kesmek
manasına gelirdi.
İtibarlı kimseler bunu
yapabilirdi.
Bunu duyup, hasedi daha da
arttı onun.
Gidip, Musa Nebi'ye şöyle
dedi bu Karun:
(Sende Peygamberlik var,
Harun da oldu hibir.
Bende yok böyle şeyler, bu
nasıl olabilir?)
Buyurdu ki: (Ey Karun,
terk et bu düşünceyi.
Ben değil, Allah verdi ona
bu vazifeyi.)
Karun dedi: (Ne belli,
belki de öyle değil.
Bu babta istiyorum bir
alamet, bir delil.)
Musa aleyhisselam buyurdu:
(Öyle ise,
Her kişi, bastonunu getirip
versin bize.
O bastonlar, mescitte
dursunlar sabaha dek.
Bakalım ertesi gün, kiminki
yeşerecek?
Sabah kimin bastonu verirse
dal ve budak,
Bilin ki, hibirliğe, o
kişiymiş müstehak.)
İsrail oğulları, verdiler
bastonları.
Musa Nebi, mescide gidip
dikti onları.
Sabaha gördüler ki, hep
hayrette kalarak,
Sırf Harun Nebi’ninki
vermişti dal ve budak.
Buyurdu ki: (Ey Karun,
şimdi söyle, bu nedir?)
Dedi ki: (Bu, sihirden
başka bir şey değildir.)
|