|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
2 -
ASİYE
HATUN
O da İman
ediyor
Asiye binti Muzahim
radıyallahü anha.
O zaman, ondan üstün bir
hanım yoktu daha.
Bu hatun, Firavun’un
zevcesiydi ve lakin,
Çok iyi huylu idi, aksine o
kâfirin.
Şefkatli, merhametli,
yardım severdi fazla.
Zulüm ve haksızlığa
dayanamazdı asla.
Musa Nebi bebekken zaten
yıllar öncesi,
Sandıkla, Nil nehri’ne
bırakmıştı annesi.
Sandık, su üzerinde gidip
bir istikamet,
Fir’avnın bahçesinde karar
kıldı nihayet.
Vakta ki o bebeği görür
görmez bu hatun,
Korktu ki, zarar yapar ona
zalim Firavun.
Çünkü emretmişti ki: (Her
kim, bir erkek çocuk,
Görürse, beklemeden
öldürsün onu çabuk.)
Asiye, o çocuğa bir zarar
gelir diye,
Hemen evlat edinip, sahip
çıktı bebeğe.
Halbuki o günlerde imanlı
değil idi.
Lakin yaratılıştan pek çok
merhametliydi.
Musa aleyhisselam,
Fir’avnın hanesinde,
El üstünde büyüdü bu hatun
sayesinde.
Peygamber olunca da Musa
aleyhisselam,
İnanıp, imanı da oldu kavi
ve sağlam.
Lakin önce sakladı, ondan
hidayetini.
Gizli gizli yapardı Hakk'a
ibadetini.
Ta ki Maşita Hatun zulümle
oldu şehid.
Artık gizleyemedi imanını o
vakit.
Şöyle ki, o Firavun, Maşita
Hatun için,
İşkence ettirirken gayet
acı ve çetin,
Seyrederdi Asiye pencereden
bu işi.
Maşita’nın haline,
kavruldu, yandı içi.
Hemen aşağı inip, gelerek
Firavuna,
Dedi ki: (Yeter artık,
zulmetme bu hatuna.
Ne kabahati var ki, bu
kadar zulmedersin?
Buna dayanılır mı, insafın
yok mu senin?)
Lakin tesir etmedi bu
sözler ona asla.
Hatta eziyetini, arttırdı
daha fazla.
Asiye de gördü ki, sözü hiç
etmedi kâr,
Çok üzgün vaziyette, odaya
çıktı tekrar.
Saray penceresinden dışarı
baktı yine.
Lakin dayanamadı Maşita’nın
haline.
Üzüldü, ama bir şey
gelmiyordu elinden.
O sırada Firavun içeri
girdi birden.
Artık gizleyemedi halini o
biçare.
Söyledi imanını Fir’avna
aşikare.
Dedi ki: (Ey Firavun, sana
yazıklar olsun!
Sen nasıl o masuma eziyyet
yapıyorsun?
Sende şefkat, merhamet
duygusu yok mudur hiç?
O eziyyet çektikçe,
duyuyorsun sen sevinç.)
Firavun, bu sözlerden bir
şey anlamadı pek.
Dedi: (Sen de aklını
kaçırmış olsan gerek.)
O zaman haykırdı ki ona
Asiye hatun:
(Asıl sensin aklını kaçıran
ey Firavun!
Çünkü sen, bizim gibi aciz
bir mahluk iken,
Ben tanrıyım diyorsun, hiç
de haya etmeden.
Halbuki seni, beni, bütün
bu kainatı,
Yaratan ilah vardır,
Allahtır Onun adı.
İşte ben iman ettim, o
hakiki ilah'a.
O, birdir, Ondan gayri bir
ilah yoktur daha.)
|