|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Firavun’un
boğulması
Fir’avn, Musa Nebi’den bu
kadar çok mucizat,
Gördüyse de, imana gelmedi
yine fakat.
O günlerde, bir vahiy geldi
Musa Nebi’ye.
(Mü’minleri alarak,
Mısır’dan çık git!)
diye.
Musa aleyhisselam, toplayıp
mü’minleri,
Tebliğ etti onlara, Hak’tan
gelen bu emri.
Ve hazırlık yaparak
müslümanlar o gece,
Hep birlikte, Mısır’ı terk
ettiler gizlice.
Meşgul etti onları Hak
teâlâ o saat.
Aynı anda, hepsinin kızları
etti vefat.
Herkes, kendi başının
derdine düştü naçar.
Onların gittiğinden
olmadılar haberdar.
Ve lakin ne zaman ki, bitti
bu defin işi,
Baktılar, mü’minlerden
kalmamış tek bir kişi.
Fir’avn da, hadiseyi duyup
oldu perişan.
Tedbir almadığına üzülüp
oldu pişman.
Onları, peşlerinden takibe
verdi karar.
Ordusuyla Mısır’dan
çıktılar apar topar.
Güneşin doğmasına kalmıştı
ki az zaman.
Gelip, o mü’minlere
yetiştiler arkadan.
Görünce müslümanlar Fir’avn
ve askerini,
Bir korku ve endişe sardı
kendilerini.
Ve lakin Musa Nebi,
buyurdu: (Korkmayınız!
Onların şerlerinden, korur
bizi Rabbimiz.)
Kızıl deniz çıkınca,
önlerine nihayet,
Dedi ki: (Ya ilahi, sen
bize ver selamet.)
Emretti Hak teâlâ, o an
Musa Nebi’ye.
(Geçmek için, asa’nı o
denize vur!)
diye.
Asa’sını denize vurunca
Musa Nebi,
Denizden oniki yol açıldı
cadde gibi.
Zaten beni İsrail, oniki
kavimdiler.
Her bir kavim, bir yola
girip ilerlediler.
İki yol arasında, dağlar
gibi su vardı.
Lakin birbirlerini yine
görüyorlardı.
Onlar karşı yakaya geçince
sağ ve salim,
Henüz Kızıl denize
erişmişti o zalim.
Görünce o yolları, ettiler
pek çok hayret.
Kimse gösteremedi girmek
için cesaret.
Fir’avn dedi: (Bakınız,
deniz de korktu benden.
Heybetimden, yollara
ayrılmış ben gelmeden.)
Veziri Haman ise, dedi:
(Ben girmiyorum.
Bu, Musa’nın işidir, sen de
girme diyorum.)
Fir'avn, hiç aldırmayıp
onun bu sözlerine,
Derhal girmek istedi o
yollardan birine.
Gitmedi bu sefer de,
diretti bindiği at.
Cibril aleyhisselam,
çıkageldi o saat.
O yollardan birine, atıyla
girdi önce.
Fir’avnın atı dahi, girdi
onu görünce.
Hazret-i Mikail de, gelip
arkalarından,
Derdi: (Haydi yürüyün,
ayrılmayın ordudan!)
Ön ucu varmamışken henüz
karşı sahile,
Arka ucu, denize girmişti
tamamiyle.
Yani Fir’avn ordusu,
denizdeyken kamilen,
Hak teâlâ, denize,
(Kapan!) dedi aniden.
O sular birleşerek, kapandı
bütün yollar.
Firavun ve ordusu, tamamen
boğuldular.
On Muharrem, Aşure günü idi
tam o gün.
Mü’minler, şükür için oruç
tuttu topyekün.
|