|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Azap devam
ediyor
Bu kadar çok musibet
gördüyse de kıbtiler,
Yine iman etmeyip, küfre
devam ettiler.
Hak teâlâ, onlara, yine
verdi bir afat.
Eyledi bu sefer de,
kurbağayı musallat.
Bir kurbağa sürüsü çıkarak
o gün Nil’den,
Gelip, o kıbtilerin evini
sardı birden.
Evleri, avluları kurbağa
kaynıyordu.
Bir tane öldürseler, bin
tane artıyordu.
Yataklarına dahi, dolardı
onlar hatta.
Hiç kimse, kurbağadan
yatamazdı yatakta.
Biri, konuşmak için ağzını
açsa eğer,
İçine kurbağalar sıçrıyordu
her sefer.
Yemek pişirmek için,
yaksalar bir ateşi,
Derhal söndürürlerdi
atlayıp üçü beşi.
Yemek kaplarına da, girerdi
kurbağalar.
Ateş ile sıcaktan,
görmezlerdi bir zarar.
Bu, öyle bir sıkıntı verdi
ki her kıbtiye,
Aciz kalıp, geldiler yine
Musa Nebi’ye.
Ağlayıp, bu azabdan ettiler
çok şikayet.
Dediler ki: (Mahvetti
bizleri bu musibet.
Kaldır üzerimizden bu afet
ve belayı.
Biz de iman edelim sana
bundan dolayı.)
Musa Nebi, onlardan kavi
söz aldı yine.
Belanın def’i için dua etti
Rabbine.
Hak teâlâ, bir rüzgar
estirerek bu sefer,
O yerde, kurbağadan kalmadı
tek bir eser.
Kurbağa musibeti ortadan
kalktı, fakat,
Yine göstermediler
sözlerine sadakat.
Musa aleyhisselam beddua
etti yine.
Nil’in suyu, bir anda
dönüştü kan haline.
Sadece kıbtilere geldi
lakin bu afet.
Aynı su, mü’minlere tatlı
ve saftı gayet.
Mesela su çekseydi bir
kıbti bir kuyudan,
O su, onun elinde kan
olurdu her zaman.
Sonra, aynı kuyudan,
mü’minler çekse eğer,
Onlara, saf ve temiz su
gelirdi her sefer.
Bir mü’minle bir kıbti, su
içseydi bir kaptan,
Mü’minin içtiği su, kıbtiye
olurdu kan.
Bir kıbti, bir mü’minden
etti ki bir gün niyaz:
(Şu senin saf suyundan
ikram et bana biraz.)
Olur deyip, kabından döktü
onun kabına.
Ve lakin döker dökmez, su,
birden döndü kan’a.
Dedi: (Önce sen iç de, anla
su olduğunu.
Sonra aynı bardakla, sen
içir bana onu.)
O da içip dedi ki: (Bu, saf
sudur Vallahi.)
Sonra, kendi eliyle, içirdi
ona dahi.
Lakin su, girer girmez o
kıbtinin ağzına,
Hikmeti ilahiyle dönüştü
yine kan’a.
Fir’avn da, susuzluktan
kemirdi yaş ağacı.
Lakin bu da, ağzına geldi
tuzlu ve acı.
Yine Musa Nebi'ye
yalvardılar gelerek.
Dediler: (Bu belaya,
gücümüz kalmadı pek.
Rabbine, bunun için eyle de
yine niyaz,
Bu kan belasından da,
eylesin bizi halas.
İmana geleceğiz, sana söz,
hem de kati.
Yeter ki üstümüzden kaldır
bu musibeti.)
Dua etti, bu bela ortadan
kalktı yine.
Lakin inanmadılar yine onun
dinine.
|