|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Büyük mucize
Meydana, yetmişiki sihirbaz
gelmişti tam.
Fir’avnın karşısında,
ettiler arz-ı endam.
Ve ona dediler ki:
(Çağırdın geldik, fakat,
Eğer galip gelirsek, ne var
bize mükafat?)
Dedi: (Gayet tabii, siz
galip gelirseniz,
Benim yakın adamım
olursunuz hepiniz.)
Hazret-i Musa dahi,
kardeşini alarak,
Teşrif etti meydana, asaya
dayanarak.
Baktı ki, toplanmışlar bir
hayli çok sihirbaz.
Üzülüp, herbirini eyledi
hemen ikaz.
Hiddetle çıkıştı ki:
(Yazıklar olsun size!
Hiç beraber olur mu sihir
ile mucize?
Siz, Allah ve Resul’e karşı
mı gelirsiniz?
Böyleyse, tam hüsrandır
ancak akıbetiniz.)
İnsafla karşılayıp,
etmediler itiraz.
Toplanıp, müşavere ettiler
bunu biraz.
Dediler ki: (Apaçık
peygamberdir bu kimse.
Ona iman etmezsek, bir bela
gelir bize.)
Ve lakin Firavun’un
zararından korktular.
Bunu, müsabakadan sonraya
bıraktılar.
Her birinin elinde var idi
ip ve ssa.
Edebe riayeten dediler ki:
(Ya Musa!
Sen mi önce başlarsın,
bizler mi başlıyalım?
Bu babta sen ne dersen, biz
de öyle yapalım.)
Cevaben buyurdu ki: (Siz
başlayın ilk kere.)
Onlar, aletlerini koydular
hemen yere.
Ve sihir tesiriyle, ipler
ile asalar,
Oynadı yılan gibi, gördü
bunu insanlar.
Sonra hazret-i Musa, asayı
koydu yere.
Kocaman bir ejderha oldu o
birden bire.
O ip ve sopaları, yerlerden
toplıyarak,
Yutuverdi hepsini, bir
mucize olarak.
Sihir aletlerinden kalmadı
yerde eser.
Az sonra o ejderha, asa
oldu bu sefer.
O kadar aletleri yutup aldı
içine.
Genişleme olmadı hacminde
asla yine.
Bu büyük mucizeyi görünce
sihirbazlar,
Peygamber olduğuna verdiler
kati karar.
Secdeye kapanarak, dediler
ki: (Şimdi biz,
Alemlerin Rabbine iman
ettik hepimiz.)
Fir’avn bunu görünce,
kudurdu, öfkelendi.
Gadabından, yerinde duramaz
hale geldi.
Dedi: (Ey sihirbazlar, siz
benden müsadesiz,
Musa'nın tanrısına iman mı
edersiniz?
Demek ki oymuş meğer,
hepinizin üstadı.
Siz de körüklersiniz demek
ki bu fesadı.
Ben sizin cezanızı veririm
şimdi ama.
El ve ayağınızı kesip de
çaprazlama,
Hurma ağaçlarına asayım da
akıbet,
Herkes bu halinizi görsün
de alsın ibret.)
Dediler: (Ey Firavun, ne
yaparsan yap bize.
Biz iman eylemişiz hakiki
Rabbimize.
Senin, ancak dünyada erişir
bize zulmün.
Ve lakin ahiret var, hesap
var elbet o gün.)
Buna rağmen o zalim, yaptı
dediklerini.
O iman edenlerin öldürdü
herbirini.
Sabahleyin, cümlesi
sihirbaz ve kâfirken,
Akşama mü’min olup, hep
öldüler şehiden.
|