|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Firavun’u
İmana daveti
Musa Nebi, alarak biraderi
Harun’u,
Gelip iman etmeye çağırdı
Firavun’u.
Fir’avn, Musa Nebi’ye sual
etti: (Sen kimsin?)
Dedi: (Peygamberiyim
alemlerin Rabbinin.)
Hayretle karşıladı böyle
söylemesini.
Tek ilah biliyordu zira o
kendisini.
Dedi: (Geldin bebekken, sen
bizim elimize.
Nankörlük değil midir bu
yaptığın iş bize?)
Buyurdu: (Sen zulüm ve
işkence yapmasaydın,
Erkek çocuklarını öldürüp
boğmasaydın,
Büyütürdü ailem elbette
beni yine.
Zulmünün sebebiyle düştüm
senin eline.)
Bir cevap veremeyip, bir an
sükut eyledi.
(Peki, bu alemlerin sahibi
kimdir?) dedi.
Buyurdu: (Kainatta her
ne ki şimdi vardır,
Hepsinin yaratanı Allahü
teâlâdır.)
O böyle söyleyince,
sinirlendi Firavun.
Dedi: (Sen, benden gayri
ilah mı tanıyorsun?
Eğer ki böyle ise, haber
vereyim sana.
Muhakkak ki seni ben,
hapsederim zindana.)
Buyurdu: (Mucizeyle
isbat edersem eğer,
Yine beni zindana atar
mısın bu sefer?)
Dedi ki: (Sadık isen
Peygamberlik davanda,
Haydi, göster bakalım
mucizeni şu anda.)
Musa Nebi, elinden yere
koydu asayı.
Gördü Fir’avn o anda, koca
bir ejderhayı.
Dehşete kapılarak, fırladı
koltuğundan.
Ve ne yapacağını şaşırdı
korkusundan.
Dedi: (Seni peygamber
gönderen o ilahın,
Hakkı için tut onu, üstüme
saldırmasın.
Eğer onun şerrinden halas
edersen beni,
Serbest bırakacağım seni ve
kabileni.)
Musa aleyhisselam,
dokununca eliyle,
O ejderha, bir anda bir asa
oldu yine.
Fir’avn dedi: (Ya Musa, var
mı başka mucizen?
Var ise, onu dahi göster
bana şimdi sen.)
Musa aleyhisselam buyurdu
ki: (Evet, var!)
Ve elini, koynuna soktu ve
çekti tekrar.
Eli, güneş misali başladı
nur saçmaya.
Hatta parlaklığından, imkan
yoktu bakmaya.
Öyle ki, ışıkları uzaklara
giderdi.
Evlerin duvarından içerlere
girerdi.
Fir’avnın da ziyadan
kamaşmıştı gözleri.
Düşündü bir an için ona
iman etmeyi.
Fikrini söyleyince veziri
Haman’a da,
Şiddetle karşı çıkıp,
vazgeçirdi o anda.
Dedi ki: (Ey Firavun,
Musa’ya inanma sen.
Biz sana tapıyoruz, ilahsın
sen de zaten.
Sana yakışır mı ki, böyle
şey konuşasın?
İlahlığı bırakıp, kula tabi
olasın?)
Bu sözler karşısında,
vazgeçti inanmaktan.
Apaçık mucizeye, sihir dedi
o zaman.
Cümle sihirbazlara gönderdi
ki bir haber,
Gelip, Musa Nebi'yle
müsabaka edeler.
Bu karşılaşma için, birçok
meşhur sihirbaz,
Geldi, hünerlerini
eylesinler halka arz.
Binlerce seyirciyle dolmuş
idi o meydan.
Zira başlıyacaktı müsabaka
birazdan.
|