|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Mısır’dan
hicreti
Fir’avnın sarayında, Musa
aleyhisselam,
Büyüdü, erginleşti,
delikanlı oldu tam.
Bir gün şehri gezerken,
rastladı bir kıbtiye.
Eziyet ediyordu
mü’minlerden birine.
Ondan yardım istedi, o
mü’min bağırarak.
O da, gelip kıbtiye dedi
ki: (Onu bırak!)
Ayırmak istiyorken onları
birbirinden,
O kıbti sendeledi, düştü ve
öldü birden.
Fir’avn verdi emrini
şöylece askerine:
(Onu bulup öldürün, ceza
gelsin yerine!)
Musa aleyhisselam, alınca
bunu haber,
Mısır'dan hicret ile,
eyledi o gün sefer.
Hiç de yol bilmiyordu, şaşa
kaldı o saat.
Zira hiç önceleri etmemişti
seyahat.
Ana yolu takiben yürüdü
yavaş yavaş.
Yoktu hiç yol azığı, yoktu
ona bir yoldaş.
Fir’avnın askerleri, onu
yakalamaya,
Dağıldılar bilhassa gizli,
tali yollara.
Lakin o, ana yoldan, açıkça
gidiyordu.
Onun böyle gitmesi, hiç
akla gelmiyordu.
Cibril aleyhisselam girip
insan şekline,
Rehber olup götürdü, onu
Medyen şehrine.
Sekiz gün yolculukta,
çekmişti çok meşakkat.
Oturup, insanların haline
etti dikkat.
Çobanları gördü ki,
önlerinde sürüler.
Sırayla, bir kuyudan onlara
su verirler.
Görülmemiş izdiham,
sıkışıklık vardı hem.
İnsanlar, bir su için
çekerlerdi çok elem.
Onların içlerinde, iki kız
vardı, ama,
Kenarda beklerlerdi,
girmeyip izdihama.
Yanlarına giderek, buyurdu
ki: (Niçin siz,
Diğer çobanlar gibi sıraya
girmezsiniz?)
Dediler: (Onlar erkek, biz
aciz kadınlarız.
Onlar gider, biz sonra
hayvanları sularız.
Gerçi Şuayb namında, bizim
bir babamız var.
Lakin o da acizdir, çünkü
hayli ihtiyar.)
Onlara şefkatinden dedi ki:
(Buralarda,
Başka kuyu var ise, sulayın
siz de orda.)
Dediler: (Şu ilerde başka
bir kuyu vardır.
Ve lakin üzerinde bir kaya
var, çok ağır.)
Buyurdu ki: (Gösterin
bana siz o kuyuyu.
Açayım üzerini, belki de
boldur suyu.)
Dediler: (O kayayı
kaldıramaz on kişi.
Sen nasıl yapacaksın tek
başına bu işi?)
Buyurdu: (Hak teâlâ
ederse bana yardım,
O kayayı inşallah kolayca
kaldırırım.)
Geldi kuyu başına, andı Hak
teâlâyı.
Ve Bismillah diyerek
kaldırdı o kayayı.
Kızlardan ip ve kova
isteyip daha sonra,
Su çekip, rahatlıkla su
verdi koyunlara.
Kızlar, hayret içinde bakıp
birbirlerine,
Dediler: (Rastlamadık böyle
müşfik birine.)
Müteşekkir kalarak ettiler
eve avdet.
Lakin onun haline,
etmişlerdi çok hayret.
Şuayb Nebi sordu ki: (Ne
oldu ki bugün siz,
Her günküne nazaran daha
erken geldiniz?)
|