|
16 - MUSA ALEYHİSSELAM
Firavun’un
rüyası
İsrail oğulları Mısır’da
yaşarlardı.
Allahü teâlâya ibadet
yaparlardı.
Kıbtilerse, tapardı
yıldızlara, putlara.
Eziyet ederlerdi müslüman
insanlara.
Fir’avn da, kıbtilere
mensuptu, bundan sebep,
Köle gibi görürdü beni
İsrail’i hep.
O günlerde Firavun rüya
gördü bir gece.
Uyanınca, korktu ve
telaşlandı bir nice.
Çağırdı huzuruna cümle
kâhinlerini.
Rüyasını anlatıp, istedi
tabirini.
Dedi: (Beyt-ül makdis’ten,
çıktı ateş ve alev.
Mısır’ın evlerini yaktı ve
kalmadı ev.
Kıbtileri tek be tek, yakıp
kül ediyordu.
Beni İsrail ise, hiç zarar
görmüyordu.)
Dediler: (Şöyledir ki
tabiri bu rüyanın,
Bu beni İsrail’den bir
kimse çıkar yarın.
Büyüyüp gelişince, olur
güçlü bir kişi.
Senin saltanatını almak
olur ilk işi.
Seni ve kıbtileri, çıkarır
yurdumuzdan.
O çocuğun doğması, yakındır
hem de şu an.)
Fir’avn bunu duyunca, kin
ile doldu içi.
Dedi: (Kim yapabilir bana
karşı bu işi?)
(Benim saltanatıma kim son
verir?) diyerek,
Düşündü: Öyle ise, bir
tedbir almam gerek.
Merhamet hislerinden mahrum
idi o zaten.
Kendine yakışacak şu emri
verdi hemen:
(Kim beni İsrail’den bir
erkek çocuğunu,
Doğurursa, öldürün,
yaşatmayın hiç onu.)
Cümle ebeleri de yanına
çağırarak,
Söyledi onlara da, bir
hayli korkutarak.
Hatta tayin etti ki bazı
vazifeliler,
Bu hususta gevşeklik
göstermesin ebeler.
Bir kadın, doğursaydı bir
erkek çocuğunu,
Doğar doğmaz, anında
öldürürlerdi onu.
Bu tüyler ürpertici,
insanlık dışı vahşet,
Bütün şiddeti ile sürmüştü
uzun müddet.
Böyle devam ederken onun bu
işkencesi,
Hazret-i Musa’ya da
hamileydi annesi.
Doğum da yakın olup,
korkardı ki o hatun,
Eğer oğlum olursa, öldürür
bu Firavun.
O zalimin, onlara musallat
eylediği,
Ebelerden birini, tanırdı
gayet iyi.
Sevdiği bu ebeyi çağırarak
gizlice,
Dedi ki: (Senin ile
dostluğumuz var nice.
İşte doğum zamanım
yaklaştı, bil de bunu,
Göster bana bu babta sevgi
ve dostluğunu.)
O da gelip gizlice, girdi
bir gün odaya.
Musa aleyhisselam teşrif
etti dünyaya.
Ebe de, çocuktaki parlak
nuru görerek,
Aşık oldu çocuğa, çok
muhabbet ederek.
Dedi ki: (Bu oğlunu, sakla
gizli bir yere.
Ben çıkınca, memurlar
girerler içeriye.)
Hakikaten o ebe çıkar
çıkmaz o evden,
Fir’avnın memurları, kapıya
koştu hemen.
|