|
15 - ŞUAYB ALEYHİSSELAM
Yanıp yok
oldular
Vakta ki ehl-i Medyen,
azapla yok edildi.
Şuayb Nebi, Eyke’ye
Peygamber gönderildi.
Lakin Eykeliler de, o kavim
gibi aynen,
Aynı fenalıkları yaparlardı
tamamen.
Onlar da bolluk ile hayat
sürüyorlardı.
Lakin ölçü-tartıda, hiyle
yapıyorlardı.
Alış verişlerinde, karşı
taraftakine,
Muhakkak zarar vermek,
âdetleriydi yine.
Hepsinden de kötüsü, hak
yolu bırakarak,
Şirk ile yaşarlardı,
putlara tapınarak.
Şuayb Nebi, onların yanına
gelip bizzat,
Tesirli sözleriyle eyledi
çok nasihat.
Buyurdu ki: (Ey kavmim,
şirktir bu yaptığınız.
Niçin bu heykellere ibadet
yaparsınız?
İbadet edilmeye layık ve
hakkı olan,
Yalnız Hak teâlâdır, siz
Ona edin iman.)
Dediler ki: (Ey Şuayb,
iddian doğru ise,
Gerçek peygamber isen,
mucize göster bize.)
Şuayb Nebi, o zaman
seslendi ki: (Ey Putlar!
İlah kimdir, ben kimim,
söyleyiniz aşikâr.)
Taş ve ağaçtan mamul,
cansız ve aciz olan,
O putlar dile gelip,
ettiler şöyle beyan:
(Ey Şuayb, ilahımız elbette
cenab-ı Hak.
Sen dahi, o Allah’ın
Resulüsün muhakkak.)
Bunu, fasih dil ile
söyleyerek o putlar,
Sonra da yere düşüp, parça
parça oldular.
Kâfirler bunu görüp,
kaçtılar evlerine.
Buna rağmen bir çoğu
inanmadılar yine.
Hatta ileri gidip,
hadlerini aştılar.
Onun ile istihza etmeye
başladılar.
Dediler ki: (Gerçekten
peygambersen, dinle bak.
Gökten azap indir de,
bizleri eyle helak.)
Şuayb Nebi, o zaman bu
azgın kâfir halka,
Bedduada bulundu dönüp
cenab-ı Hakka.
Onun bu duasıyla, esti
sıcak rüzgarlar.
Öyle ki, bu sıcaktan bizar
oldu insanlar.
Çaresizlik içinde,
akarsulu, ağaçlık,
Gibi serin yerlere koşuştu
hepsi artık.
Ve lakin o sıcaklık,
artarak günden güne,
Gölgede de durulmaz bir
hale geldi yine.
Akarsular, sıcaktan ısınıp
oldu kaynar.
Yine de bu küfürde inad
etti insanlar.
Cibril aleyhisselam getirdi
bir bulutu,
Ve güneşin önünde mahsusen
onu tuttu.
Kâfirler, o gölgeyi görüp
çok sevindiler.
Onun altına doğru, her
yandan seğirttiler.
Cümle halk toplanınca o
bulutun altına,
O anda işittiler hepsi
şöyle bir nida:
(Siz Peygamberinizi madem
yalanladınız.
Şimdi de Rabbinizin azabını
tadınız.
Söyleyin, taptığınız o
aciz, cansız putlar,
Güçleri varsa gelip,
sizleri kurtarsınlar.)
Sonra da o buluttan, o
azgın kâfirlere,
Ateş ve kıvılcımlar saçıldı
birden bire.
Hem kâfirler ve hem de
onlara ait olan,
Ne varsa ev ve eşya,
tamamen yandı o an.
Bir anda yok oldular
Allah’ın izni ile.
Kalmadı o kavimden bir
nişan ve iz bile.
|