|
15 - ŞUAYB ALEYHİSSELAM
Toptan helak
oldular
Şuayb Nebi, kavminden hiç
de çekinmeyerek,
Buyurdu ki: (Bekleyin,
size azab gelecek!)
Ve lakin o azgınlar, yine
inanmadılar.
Küfür ve sapıklıkta ettiler
inat, ısrar.
Hatta inananları yakalayıp
tek be tek,
Derlerdi ki: (Siz ona
itimat etmeyin pek.)
Başka memleketlerden
gelenleri de yine,
Hemen çevirirlerdi, hep
onun aleyhine.
Derlerdi ki: (Şuayb’a
inanırsanız şayet,
Çok büyük zararlara
uğrarsınız akıbet.)
Şuayb aleyhisselam, oldu
buna muttali.
Onlara nasihatle beyan etti
bu hali.
Buyurdu ki: (Ey kavmim,
ne yapıp durursunuz?
İmana gelenlere mani mi
olursunuz?
Bu, gayet yanlış iştir,
sakın böyle etmeyin.
Önceki ümmetlerin halini
fikreyleyin.
Onlar da yapmışlardı
bozgunculuk, ihanet.
N’oldu akıbetleri, düşünün,
alın ibret.
Eğer dediklerime inanmıyor
iseniz,
Üstünüze gelecek azabı
bekleyiniz.)
Kâfirler inad edip,
inanmadılar yine.
Ona düşmanlıkları ulaştı
son haddine.
Reisleri dedi ki tehditler
savurarak:
(Ey Şuayb, söylüyoruz sana
biz son olarak.
Ya kabul edersiniz bizim bu
dinimizi,
Ya da, diyarımızdan
çıkarırız biz sizi.)
O dahi buyurdu ki cevaben o
reise:
(Biz asla dönemeyiz sizin
milletinize.
Sizin dininiz mi var, siz
şirk içindesiniz.
Biz haktan ayrılıp da,
bâtıla döner miyiz?)
Şuayb aleyhisselam, kesince
ümidini,
Talep etti Rabbinden
kavminin helakini.
El kaldırıp dedi ki:
(Bizim ile kavmimiz,
Arasında, artık sen hüküm
ver ey Rabbimiz!)
Kırık ve mahzun kalple
devam edip o daha,
Sonunda, kavmi için eyledi
bir beddua.
Çünkü hep gece gündüz
uğraşmasına rağmen,
Onlardan ümidini kesmiş idi
tamamen.
O inatçı kâfirler, azıtıp
günden güne,
Büyük düşman oldular
Hakk'ın bu Resulü’ne.
Hem Şuayb Peygamberi, hem
de ona inanan,
Mü’minleri katl için,
kurdular gizli plan.
Tam dökeceklerdi ki bunu
fiiliyata,
Bir müthiş azap ile, yok
oldular adeta.
Hazret-i Cebrail’in çok
kuvvetli bir sesi,
Sebebiyle, bir anda helak
oldu cümlesi.
O kuvvetli sayha ve
zelzeleyle, cümle halk,
Yüzleri üzerine düşerek
oldu helak.
Şuayb aleyhisselam, iman
edenler ile,
Azaptan müteessir olmadılar
az bile.
Onlar, imanlarının mükafatı
olarak,
Erdiler saadete azaptan
kurtularak.
|