|
15 - ŞUAYB ALEYHİSSELAM
Çok nasihat
ederdi
Medyen’e gönderdiği
Peygamber’dir Allah’ın.
Ve kayın pederidir Musa
Kelimullah’ın.
Sözleri, dinleyene
ettiğinden çok tesir,
Kendisine (Hatib-ül enbiya)
denilmiştir.
Asil bir aileye mensup idi
kendisi.
Bu kavmin arasında geçti
gençlik senesi.
Bakıp üzülüyordu, o azgın
insanlara.
Çünkü sapmışlar idi bozuk,
bâtıl yollara.
Allah’a ibadeti bırakarak
büsbütün,
Putlara, heykellere
taparlardı gece gün.
Çoğu uğraşıyordu ticaret
işleriyle.
Lakin ölçü tartıda,
yaparlardı çok hiyle.
Yolcu ve garipleri,
yollarda kollayarak,
Alırlardı malını, hiyleye
başvurarak.
Eziyet eyledikçe hatta
garip birine,
Bundan zevk alırlardı, hem
nedamet yerine.
Bolluk ve bereketle
yaşıyorlardı, ancak,
Nankörlük yaparlardı azıtıp
şımararak.
Zulüm ve sapıklıkla
yaşarlarken böyle tam,
Peygamber gönderildi Şuayb
aleyhisselam.
Onları toplayarak, buyurdu
ki: (Ey kavmim!
Ben size, Rabbimizden gelen
bir peygamberim.
Allah’a şirk koşmaktan
sakının ki muhakkak,
Sadece tek O vardır ibadete
müstehak.
Aldatmayın kimseyi sakın
alış verişte.
Yoksa ahiret günü,
yanarsınız ateşte.
Zayıf ve gariplere etmeyin
ki eziyet,
Mahşerde, haklarını alırlar
sizden elbet.
Eğer dediklerime riayet
ederseniz,
Ölünce, ebediyyen rahata
erersiniz.
Eğer dinlemezseniz, biliniz
ki elbette,
Azaba uğrarsınız dünya ve
ahirette.)
O, tebliğ ettiyse de
kavmine hakikati,
Lakin dinlemediler, bu
doğru nasihati.
Hakaret eylediler hatta
Şuayb Nebi’ye.
Ve tehdit eylediler
(Nasihat etme!) diye.
Ve lakin onun nuru, yayıldı
dalga dalga.
Medyen’den Şam’a kadar,
ulaştı cümle halka.
Allah aşkıyla yanan çok
gönül sahipleri,
Görmeye geliyordu bu büyük
Peygamber’i.
Ve lakin Medyen’liler, mani
olmak üzere,
Eziyet ederlerdi dışardan
gelenlere.
Şuayb aleyhisselam, bütün
bunlara rağmen,
Kat'iyyen yılmıyordu
kavmine nasihatten.
Buyurdu ki: (Ey kavmim,
niçin anlamazsınız?
Ben nasihat ettikçe, siz
daha azarsınız.
Halbuki sizin için çırpınıp
duruyorum.
Çünkü yanacaksınız, bunu
duyuruyorum.
Size yasak ettiğim haram,
günah işlerden,
Ben de sakınıyorum, daha
fazla sizlerden.
Ve istemiş olduğum emirlere
gelince,
Ben dahi yapıyorum,
sizlerden daha önce.
Sizden istediklerim, size
verir menfaat.
Niçin siz yapmamakta
edersiniz hep inat?
Zor ile yaptırmaya gücüm
yok benim asla.
Ve lakin yardımcımdır her
işte Hak teâlâ.
Ben Ona güvenirim, Odur
hakim-i mutlak.
Biliniz ki, her şeye
kadirdir cenab-ı Hak.)
|