|
14 - EYÜP ALEYHİSSELAM
Rahime
Hatun’un kıymeti
Eyüp Nebi, eşiyle şehre
vasıl oldular.
Köhnemiş evlerini,
sapasağlam buldular.
Önce sahip olduğu bilcümle
servetine,
Daha ziyadesiyle kavuştu
tekrar yine.
On oğlu var idi ki,
etmişlerdi hep vefat.
Hak teâlâ, hepsine yeniden
verdi hayat.
On oğul daha verdi ona hem
Hak teâlâ.
Her hali, eskisinden oldu
iyi ve âlâ.
Yüz çeviren dostları,
gösterdiler muhabbet.
İnsanlar, daha fazla
ettiler ona rağbet.
Ve lakin Eyüp Nebi, henüz
sıhhat bulmadan,
Rahime hatun için üzülmüştü
bir zaman.
Gadaplanıp, yeminle demişti
ki ona hem:
(Yüz sopa vuracağım sana
iyileşirsem.)
Sıhhate kavuşunca,
hatırladı ahdini.
Lakin istemezdi ki, kırsın
onun kalbini.
O, bunu dert edinip, düştü
bir üzüntüye.
(Bu ahdimi, ne tarzda ifa
ederim?) diye.
O, böyle düşünürken bu
yemin ve ahdini,
Rabbimiz, kendisine
gönderdi şu vahyini.
Buyurdu ki: (Ya Eyüp,
incesinden yüz adet,
Çubuk al, iple bağla, olsun
yüzlük bir demet.
Onunla Rahime’ye bir defa
vurur isen,
O ahdini yerine getirmiş
olursun sen.)
Eyüp aleyhisselam, bu emir
gereğince,
Yüz adet çubuk alıp, demet
yaptı hemence.
Rahime’ye bir defa vurarak
hafifinden,
Kurtuldu böylelikle, o
yemin ve ahdinden.
Hazret-i Rahime’nin
incinmemesi için,
Bu vahyi göndermişti ona
Rabbil âlemin.
Zira Rahime hatun, yedi
sene müddetle,
Ona, can-ü gönülden baktı
hem merhametle.
Her türlü hizmetini yaptı
hiç usanmadan.
Hem de bir defa olsun, asla
surat asmadan.
Maişetini dahi, ederdi
kendi temin.
O, böyle fedakârdı, hem de
sadık ve emin.
Kusursuz hizmet etti,
şefkatle, acıyarak.
Bir insanda sadakat, bu
kadar olur ancak.
Erzaksız bırakmadı hiç
hazret-i Eyüb’ü.
Çok fedakârlık ister, zira
kolay değil bu.
Hatta bir gün, elinde
kalmamıştı hiç para.
Fazla elbisesini alıp gitti
pazara.
Satıp, parası ile aldı
yiyeceğini.
Yine de yiyeceksiz
bırakmadı beyini.
Böyle fedakârane edince ona
hizmet,
Hak teâlâ katında, kazandı
büyük kıymet.
Eyüp aleyhisselam yüz
yerine, bir defa,
Vurarak, yeminini edince
böyle ifa,
Sordu Rahime hatun
hikmetini bu işin.
Buyurdu: (Vahiy geldi
Rabbimden bunun için.)
O, hazret-i Eyüp’ten
işittiğinde bunu,
Bildi Hak teâlânın
kendisine lütfunu.
(Hak teâlâ, hususen
lutfetti bana) diye,
Sevinip, şükreyledi olan bu
hadiseye.
|