|
14 - EYÜP ALEYHİSSELAM
Yeniden genç
oldu
Eyüp aleyhisselam, Rabbinin
ihsaniyle,
O ağır hastalıktan kurtuldu
tamamiyle.
Genç delikanlı olup,
bulmuştu tam bir sıhhat.
Rahime onu görmüş,
tanımamıştı fakat.
Telaşa kapılarak, o
seğirtti sahraya.
Sağa sola koşarak, başladı
aramaya.
Cibril, Eyüp Nebi’ye dedi
ki o aralık:
(Rahime’yi çağır da kendini
tanıt artık.)
O zaman Eyüp Nebi, seslendi
ki: (Ey kadın!
Nedendir acep senin bu
feryat ve figanın?)
Rahime, genç kişinin sesini
işiterek,
Geldi onun yanına biraz
ümitlenerek.
Dedi: (Bir hastam vardı,
çok ihtiyar, bi-takat,
Onunla seksen sene
sürmüştük mesut hayat.
Lakin yedi senedir, hasta
idi bir nice.
Ona hizmet ederdim elimden
geldiğince.
Yiyecek almak için
ayrılmıştım yanından.
Döndüm ki yok yerinde,
ağlarım işte bundan.)
Eyüp aleyhisselam buyurdu
ki: (Ey hatun!
Ben yardımcı olayım, ne idi
adı onun?)
Dedi ki: (Eyüp idi,
sabrederdi her derde.
Allahü teâlânın
Peygamberi’ydi hem de.)
Sordu yine: (Nasıldı
onun şekli ve hali?
Tarif et bana biraz,
nasıldı şemaili?)
Dedi ki: (Gençliğinde,
benzerdi aynen sana.
Ve lakin şimdi yaşı
erişmişti doksana.)
Eyüp aleyhisselam buyurdu:
(Ey Rahime!
O Eyüp işte benim, bakma bu
genç halime.
Yeniden verdi Rabbim, bana
sıhhat, afiyet,
Çok şükür sona erdi o
hastalık ve mihnet.)
O bunu öğrenince, çok
memnun oldu içten.
Ağladı ikisi de bu sürur ve
sevinçten.
Eyüp aleyhisselam ve Rahime,
böylece,
İhsan-ı ilahiye kavuştular
bir nice.
Daha sonra ayrılıp, o küçük
kulübeden,
Şehre gitmek üzere,
çıktılar yola hemen.
Tam şehrin kapısına
yaklaşınca nihayet,
Onların ikisi de şaşırdılar
be gayet.
Zira onlar, orada gördüler
ki bu defa,
İnsanlar, akın akın geliyor
bu tarafa.
Bilcümle şehir halkı,
toplanmış kadın erkek,
Kendilerine doğru gelirdi
sevinerek.
Eyüp Nebi, onlara etti ki
şöyle sual:
(Nereye gidersiniz güruh
güruh, ne bu hal?)
Dediler ki: (Gaibten bir
ses duyduk hepimiz.
Diyordu: Ey insanlar,
dikkatle dinleyiniz.
Vakta ki Eyüp diye vardı ki
bir Peygamber,
Onu, şehir dışına
kovmuştunuz beraber.
Şimdi o sıhhat buldu,
şehire gelmektedir.
Çıkıp karşılayınız, şimdi
filan yerdedir.)
Eyüp aleyhisselam şehire
geldiğinde,
Gördü ki, evi barkı duruyor
hep yerinde.
Halbuki yıkılmıştı evi ve
binaları.
Hak teâlâ yeniden ihsan
etti onları.
|