|
13 - YUSUF ALEYHİSSELAM
Ben Yusuf’um!
Yusuf aleyhisselam, kardeşi
Bünyamin’i,
Odasına alarak, hoş eyledi
kalbini.
Bünyamin, kendisini
tanımadı ise de,
Ona, kanı kaynamış,
sevmişti pek ziyade.
Hazret-i Yusuf ise, tanıdı
Bünyamin'i.
Ama bir müddet için
tanıtmadı kendini.
Onlar, birbirlerine
bakarken hayran hayran,
Yusuf aleyhisselam sordu ki
ona bir an:
(Ey Bünyamin, o ölen
kardeşinin yerine,
Benim kardeş olmamı ister
misin kendine?)
Bünyamin çok sevinip, dedi:
(Elbet isterim.
Senin gibi kardeşi kim
istemez efendim.
Ve lakin senin baban, benim
babam değil ki.
Hem de seni, dünyaya annem
getirmedi ki.)
Bünyamin'in sözleri, çok
tesir etti ona.
Ağlayarak sarıldı
Bünyamin'in boynuna.
Artık gizleyemedi hakiki
künyesini.
(Ben Yusuf'um!)
diyerek, tanıttı kendisini.
Diğer kardeşlerini kastedip
sonra hemen,
Buyurdu ki: (Onların,
bize daha evvelden,
Yaptıkları şey için, hiç
mahzun olma sakın.
Çünkü bize ihsanı, pek çok
oldu Allahın.
Bizi helak olmaktan
kurtarıp cenab-ı Hak,
Sonra birbirimize
kavuşturdu işte bak.)
Çünkü Yusuf Peygamber,
diğer kardeşlerini,
Affetmişti tamamen o eski
işlerini.
Kalbinde, onlar için hiçbir
kötü düşünce,
İntikam alma gibi bir şey
yoktu zerrece.
Kardeşi Bünyamin'in
kalbinin de tamamen,
Tertemiz olmasını isterdi
böyle aynen.
Ve tembih eyledi ki kardeşi
Bünyamin'e:
(Sakın bu halimizi, açma
diğerlerine.)
Bünyamin peki deyip, arz
etti ki ardından:
(Gitmek istemiyorum ama
senin yanından.)
Yusuf aleyhisselam buyurdu:
(İyi ama,
Babamız zaten üzgün benim
ayrılığıma.
Sen dahi hiç sebepsiz
dönmezsen eğer geri,
Dayanılmaz hal alır
babamızın kederi.
Evet, senin gitmeni ben de
istemiyorum.
Ama buna bir çare, yol
bulalım diyorum.)
Bünyamin sevindi ve verdi
ki şöyle cevap:
(Bu işte karar senin,
istediğin gibi yap.)
Sonra Yusuf Nebi'ye geldi
vahy-i ilahi.
Öğrendi böylelikle çaresini
o dahi.
Şöyle ki, o zamanlar,
İbrahim Peygamberin,
Dininde, çalınsaydı bir
malı bir kimsenin,
Ve çalınan o malı, o malın
sahibi de,
Eğer yakalasaydı hırsızın
üzerinde,
Hırsızın hürriyeti elinden
alınarak,
Ona esir olurdu, derhal
ceza olarak.
Bunu, Yusuf Peygamber
vahiyle öğrenince,
Bünyamin'in yüküne, tas
koydurdu gizlice.
Tas, Mısır Melikine ait
olup hem dahi,
Som altından yapılmış,
kıymetliydi bir hayli.
|