|
13 - YUSUF ALEYHİSSELAM
Niçin bana
bakıyorsun?
Yakub Nebi, öğütler verip
onbir oğluna,
Yolcu etti onları, sonra
Mısır yoluna.
Nazar değmesin diye, dedi
ki: (Gidince siz,
Mısıra, tek kapıdan,
birlikte girmeyiniz.)
Onlar, bu nasihate uyarak,
birer birer,
Hep ayrı kapılardan gidip
şehre girdiler.
Gelip Yusuf Nebi’ye dediler
ki: (Ey Aziz!
Getirdik, işte budur küçük
biraderimiz.
Hem yaşlı babamızın size
selamları var.
Size, gıyabınızda ediyor
çok dualar.)
Yusuf aleyhisselam,
öncekine nisbetle,
Karşıladı onları daha büyük
izzetle.
Bir yemek ziyafeti tertib
etti onlara.
İkişerli olarak oturttu
sofralara.
Onbir kişi idiler
kardeşleri ve lakin,
İkişer oturunca, yalnız
kaldı Bünyamin.
Biraderi Yusuf’u hatırlayıp
o birden,
O ara, için için ağladı
kederinden.
Düşündü, sağ olsaydı
kardeşim Yusuf eğer,
Beni de, onun ile oturturdu
beraber.
Yusuf Nebi görünce onu
böyle neşesiz,
Dedi ki: (Yalnız kaldı
bakın bu kardeşiniz.)
Dediler: (Vardı onun, bir
biraderi başka.
İsmi de Yusuf olup, ölmüştü
küçük yaşta.)
Yusuf aleyhisselam zor
tuttu kendisini.
Yine açıklamadı onlara
künyesini.
(Öyle ise arkadaş olayım
ben de ona.)
Deyip, hemen oturttu onu
kendi yanına.
Bünyamin yemek yerken
hazret-i Yusuf ile,
Sık sık onun yüzüne bakardı
göz ucuyle.
Yusuf aleyhisselam farkedip
bunu hemen,
Sordu: (Niçin yüzüme
bakıyorsun böyle sen?)
Dedi ki: (Vefat eden Yusuf
adlı kardeşim,
Aynen size benzerdi,
bakardım onun için.)
Nihayet yatma vakti
gelmişti o arada.
Yine iki kişiye verilmişti
bir oda.
Hepsi, odalarına çekilip
yattı, lakin,
Yine aynı sebepten, yalnız
kaldı Bünyamin.
Tekrar hatırlayarak
Yusuf’un yokluğunu,
Kederinden ağlayıp, yad
etti yine onu.
Düşündü, şimdi Yusuf sağ
olsaydı burada,
Ben dahi kalır idim onunla
bir odada.
Yusuf Nebi görünce onu
böyle mükedder,
Dedi: (Sen de benimle
kalır mısın beraber?)
Diğer kardeşlerinden
ayrılmış olduğuna,
Üzülerek, mecburen peki
dedi o buna.
Çünkü Yusuf Nebi'nin,
kardeşi olduğunu,
Henüz anlamamıştı, bundandı
mahzunluğu.
Lakin Hazret-i Yusuf, bu
hali anlayarak,
Aldı onu yanına, tek ve
yalnız olarak.
Teselli etmek için onun
mahzun kalbini,
Hususi odasında yatırdı
Bünyamin'i.
Şimdilik hakikatten
habersizdi Bünyamin.
Biraz sonra, herşeyi
öğrenecekti lakin.
|