|
13 - YUSUF ALEYHİSSELAM
Zeliha haksız
çıktı
Yusuf aleyhisselam,
Zeliha'nın evinden,
Kaçarak kurtulmuştu ancak
onun elinden.
Gömleğinin, arkadan
yırtılmış olması da,
Onu haklı çıkardı, Zeliha
karşısında.
Başka delilleri de
inceleyip hakimler,
Onun haklılığına, kat'i
hüküm verdiler.
Şöyle ki, Yusuf Nebi, hür
olmasına rağmen,
Aziz'in kölesiydi
görünüşte, zahiren.
Dediler: (Bir kölenin,
Zeliha'ya böyle bir,
Hareket yapması da, uzak
bir ihtimaldir.
İkincisi, peşpeşe
koşarlarken o günde,
Yusuf koşuyor idi
Zeliha'nın önünde.
Kötü bir düşüncesi olsa idi
Yusuf'ün,
Ne için Zeliha'nın önünden
kaçsın o gün?
Üçüncüsü, Zeliha süslü ve
şıktı gayet.
Yusuf ise giymişti, çok
sade bir kıyafet.
Böyle kötü niyeti olsaydı
onun eğer,
Bilakis o giyerdi çok cazip
kıyafetler.
Dördüncüsü, o evde uzun
müddet kalmıştı.
Ve lakin böyle bir hal, hiç
vuku bulmamıştı.
Beşincisi, Zeliha ederken
onu itham,
Açıkça konuşmayıp, söyledi
muğlak kelam.
Halbuki Yusuf ise, hiç
telaşlanmayarak,
Savundu kendisini, açık ve
net olarak.
Eğer suçlu olsaydı,
konuşmazdı böyle net.
Zira suçlu olanlar,
çekinir, korkar elbet.
Altıncısı, o Aziz,
iktidarsız kişiydi.
Öyleyse bu hadise,
Zeliha'nın işiydi.)
Böyle değerlendirip
insanlar bu davayı,
Kat'i suçlu buldular bu
işte Zeliha’yı.
Aziz vakıf olunca, işin
hakikatine,
Utandı hanımının işbu
hareketine.
Ve dedi ki: (Ey Yusuf,
kimseye deme sakın.
Bugünkü hadiseyi başka
kimse duymasın.
Ey Zeliha, sen dahi
günahına tövbe et.
Zira suçlu olduğun
anlaşıldı nihayet.)
Sakladılar ise de her ne
kadar bu işi,
Yine de çok geçmeden, duydu
bunu çok kişi.
Bilhassa hadiseyi işiten
çok kadınlar,
Zeliha'yı, arkadan konuşup
kınadılar.
Dediler ki: (Zeliha,
Ken'anlı kölesine,
Öyle bir tutulmuş ki,
mağlub olmuş nefsine.
Yüreğine işlemiş o kölenin
sevgisi.
Gözüne görünmezmiş ondan
başka birisi.
Acep niçin o gence tutulmuş
ki bu kadar?
Yok mudur onun gibi civan
delikanlılar?)
Onlar söyleseler de, buna
benzer sözleri,
Aslında başka idi onların
gayeleri.
Zira duymuşlardı ki,
Yusuf'a bir an bakan,
Derhal onu severdi, hiç
elinde olmadan.
Onlar da düşmüşlerdi onu
görmek derdine.
Lakin yoktu gösteren onu
kendilerine.
Görmek, belki bu yolla
mümkün olur diyerek,
Tahrik ediyorlardı
Zeliha'yı bilerek.
|