|
13 - YUSUF ALEYHİSSELAM
Aziz onu satın
aldı
Yusuf’u bulanlara dedi ki
kardeşleri:
(Bunu satın alın da,
terkedin siz bu yeri.)
Ona da dediler ki ibranice
olarak:
(Bizleri yalanlarsan,
öldürürüz seni bak!)
Yusuf aleyhisselam, onların
bu tehdidi,
Yüzünden sükut edip, hiçbir
şey söylemedi
Kardeşleri, Yusuf'u, bizim
kölemiz diye,
Satmak istediyse de o
kervandakilere,
Onların paraları yoktu onu
alacak.
Dediler: (Birkaç dirhem
verebiliriz ancak.)
Peki deyip, onlardan birkaç
dirhem aldılar.
Ve o kervancılara çok ucuza
sattılar.
Zira maksat ve gaye, para
değildi o an.
Uzaklaştırmak idi onu
babalarından.
Velhasıl kervancılar,
Yusuf'u da alarak,
Mısır'a ulaştılar oradan
ayrılarak.
Para kazanmak için, yine o
kervancılar,
Onu, satmak üzere pazara
çıkardılar.
Onun güzelliğini kim görse
idi bir an,
Elinde olmaksızın, olurdu
ona hayran.
Birçok kimse müşteri olunca
kendisine,
Yükseldi fiyatı da bu
yüzden günden güne.
Bir maliye vekili var idi
ki Mısır’da,
Aziz deniliyordu onlara o
asırda.
Bu Aziz de, Yusuf'u gördü
ve oldu hayran.
Onu, yüksek fiyatla satın
aldı onlardan.
Hak teâlâ Yusuf’u sevdirdi
o vekile.
Doldu Aziz’in kalbi, onun
muhabbetiyle.
Hanımına getirip, dedi:
(Buna iyi bak.
İlerde faydasına kavuşuruz
muhakkak.)
Yani, işlerimizi belki ona
veririz.
Yahut onu ilerde, bir evlat
ediniriz.
O, evlat edinmeyi
düşünmüştü o zaman.
Çünkü yoktu çocuğu hanımı
Zeliha'dan.
Böylelikle hazret-i
Yusuf’a, cenâb-ı Hak,
Rüya tabir ilmini öğretti
tam olarak.
Semavi kitapların manasını
da yine,
Hak teâlâ, vahiyle öğretti
kendisine.
Beden bakımından da tam
yetiştiği zaman,
Peygamberlik makamı olundu
ona ihsan.
O zaman hem çok güzel, hem
de gençti Zeliha.
Elinde olmaksızın meyletti
kalbi ona.
Çünkü hazret-i Yusuf, bir
hayli güzel idi.
Akıllara durgunluk verirdi
güzelliği.
Hatta nur-u nübüvvet
parlardı ki yüzünde,
Herkes hayran olurdu onu
ilk gördüğünde.
Zeliha da, bu yüzden onu
hemen sevmişti.
Ve gayr-i ihtiyari ona
gönül vermişti.
Ve onu, ne zaman ki sevmiş
idi Zeliha,
Artık kendi beyine bakmaz
oldu bir daha.
Hazret-i Yusuf için, her
gün süsleniyordu.
Ve onu, kendisine celbetmek
istiyordu.
Fakat o, hiç itibar etmezdi
Zeliha'ya.
Zira Hak teâlâdan ederdi
edep, haya.
|