|
11 - İSHAK ALEYHİSSELAM
Bu nasıl müjdedir?
İbrahim Halilullah,
Nemrud'un ateşinden,
Kurtulup, hicret etti onun
memleketinden.
Hanımı Sâre ile, bir yere
geldiler ki,
Ahlaksız ve zalimdi o
ülkenin meliki.
Sâre’yi görür görmez, oldu
ona musallat.
Sâre ise, Allaha eyledi
münacaat:
(Ya Rabbi, bu zalimin
şerrinden koru beni!)
Der demez, o ahlaksız yerde
buldu kendini.
Hatta eli ayağı hiç tutmaz
oldu hepten.
Yalvardı ki: (Dua et,
kurtulayım bu dertten.)
Sâre dua edince, kalktı ve
buldu sıhhat.
Ve lakin kurtulunca, oldu
yine musallat.
Elini uzatınca tekrardan o
edebsiz,
Yine yere devrilip, kaldı
tam hareketsiz.
Bu hal vaki olunca
kendisine üç defa,
Korktu ve pis elini
uzatmadı bir daha.
Hem de, Hâcer adında, çok
asil bir hatunu,
Hizmetine vererek, bıraktı
artık onu.
Halilullah ve Sâre, oradan
ayrılarak,
Filistin’e geldiler Hâcer'i
de alarak.
Sâre hatun dedi ki hazret-i
İbrahim'e:
(Ben yaşlandım, Hâcer'i
nikâh eyle kendine.)
Hâcer'le evlenince İbrahim
Halilullah,
Hazret-i İsmaili bahşetti
ona Allah.
Resulullahın nuru, önce bu
hanımına,
Ondan da geçiverdi
İsmail'in alnına.
İbrahim Halilullah, bu
nurun sebebiyle,
Fazla ilgi gösterdi Hâcerle
İsmaile.
Sâre'nin gayretine
dokununca işbu hal,
Hazreti İbrahime bir vahiy
geldi derhal:
Hâcer'le İsmail'i, bu vahiy
üzerine,
Götürdü Beytullahın şu
andaki yerine.
Lakin o yer çok ıssız,
tenha idi o zaman.
İkisini bırakıp, geri döndü
oradan.
Halilullah'ın yaşı, ne
zaman ki yüz oldu,
Sâre'nin yaşı dahi yetmişi
geçiyordu.
Bir gün Sâre hatunla, Halil
aleyhisselam,
Otururken, melekler geldi
ve verdi selam.
Halilullah, onları buyur
etti içeri.
Lakin tanıyamadı bu gelen
kişileri.
Çıktı ve et kızarttı
onlardan hiç habersiz.
Önlerine getirip, dedi:
(Yemez misiniz?)
Onlar, bir bahaneyle o
etten yemeyince,
Melek olduklarını bilip
korktu iyice.
Melekler dediler ki:
(Korkma, bizler meleğiz.
Seni, İshak adında oğulla
müjdeleriz.)
Sâre bunu işitip, çok
taaccüp eyledi.
(Ben acuze hatunum, bu
nasıl olur?) dedi.
Halilullah’a dahi garib
geldi bu tebşir.
Buyurdu: (Ey melekler,
bu ne garip müjdedir?
Bu ihtiyarlığımda nasıl
oluyor da siz,
Bana, oğlun olacak diye
müjdelersiniz?)
Dediler ki: (Hak ile
müjdeledik biz seni.
Allahın rahmetinden hiç
kesme ümidini.)
Buyurdu ki: (Allahın
rahmeti bî-payandır.
Ondan ümit kesenler, bundan
gafil olandır.)
|